Uçakla Yolculuk Yapan Kimseler Namaz, İmsak ve İftar Vakitlerini Nasıl Belirlerler? - DiniErk Haber - Din ve Diyanet Dünyasının Özgür Sesi

Son Haberler

DiniErk Haber - Din ve Diyanet Dünyasının Özgür Sesi

Din ve Diyanet Dünyasının Özgür Haber Sitesi

Post Top Ad

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Uçakla Yolculuk Yapan Kimseler Namaz, İmsak ve İftar Vakitlerini Nasıl Belirlerler?



Uçakla Yolculuk Yapan Kimseler Namaz, İmsak ve İftar Vakitlerini Nasıl Belirlerler?

MÜTALAA: Seyahate çıkan oruçlu kişiler imsak ve iftarlarını o sırada bulundukları yere göre yaparlar.

Uçakla sürekli batıya doğru gidilen yolculuklarda da oruçlu kişiler uçuş esnasında hava sahasında bulundukları kara parçasına göre hareket ederler. Uçakta bulunan kimselere göre güneşin henüz batmamış olması iftar ve imsak vakti konusunda etkili olmaz.

Yolculuğa çıkacak olan veya yolculuk halinde bulunan kimselerin Ramazan orucunu tutmaları daha uygun bulunmakla birlikte, kendi durumlarını değerlendirerek oruç tutmama ruhsatından istifade edebilirler.

GEREKÇE: Uçakla batıya doğru seyahat eden kimseler için, dünyanın kendi etrafındaki dönüş hızı ile uçağın hızı arasındaki farkın azalması oranında güneşin batışı da geciktiğinden, normalde olması gerekenden daha fazla bir süre oruçlu kalma durumu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda iftar için güneşin batışını beklemek mi, yoksa başka çözüm yöntemlerine başvurmak mı gerekeceği konusunda şu farklı görüşler ortaya konmuştur.

A. Bazı İslam âlimleri bir bölgenin düşük rakımlı yerlerinde güneşin batması ile iftar edilirken, yüksek rakımlı yerlerinde bulunan kimselerin güneşi gördükleri sürece iftar edemeyeceklerini, güneşin kendi bakış açılarına göre batmasını beklemeleri gerektiğini söylemişlerdir. (Kâsânî, Bedâi’us’-sanâî’ fi tertibi’ş-şerâi’, [I-X, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, ikinci baskı, Beyrut, 2003] II, 579-580; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr ale’d-Dürri’l-muhtâr [ I-VII, Mektebetü’l-Babi el-Halebi, ikinci baskı, Mısır, 1966] II, 420)

B. Yukarıdaki görüşte değinilen rakım farkı meselesi uçak yolculuklarının başlaması ile her gün karşılaşılan karmaşık bir problem haline gelmiştir.Bu durum karşısında bazı muasır İslam âlimleri çözüm üretmek üzere şu görüşleri ortaya koymuşlardır:

1. Batıya doğru gitmekte olan uçak yolcularının, güneş kendilerine nispetle batmadığı sürece iftar etmeleri caiz değildir. Oruç süresinin dayanılamayacak derecede uzaması halinde bu kimseler oruçlarını bozabilirler; daha sonra bu oruçlarını kaza ederler. (Ali Cum’a, www.dar-alifta.org; İbnu’l-Useymin,ibnothaimeen.com; Abdurrezzak el-Afifi ve Abdulaziz b. Abdullah b. Bâz, alifta.net; Yusuf el-Karadavi, qaradawi.net) (Erişimler: 21.07.2014)

2. Uçak yolcuları iftar vaktini belirlemede ilke olarak o sırada bulundukları yerin değil terkettikleri yani yolculuğa ve imsake başladıkları yerin takvimini esas alırlar. Bu ilkeden hareket eden görüş sahipleri de teferruatta bazı noktalarda farklı düşünmektedirler:

a. Yolcuya nispetle güneşin konumuna değil terk edilen memleketin takvimine uyulması gerekir.(Muhammed Hamidullah, İslam’a Giriş, s. 212)

Terk edilen yerin imsak vaktinden on iki saat sonra güneş görülüyor olsa bile iftar edilebilir. Zira normal bölgelerde en uzun oruç süresi günün yarısı olması itibariyle budur. Sürenin bunu aşması halinde ise sünnete uyularak takdir yoluna gidilir. (Dr. Abdü’l-Hakem Saîdî, classic.aawsat.com.erişim.21.07.2014)

Kişinin yola çıktığı yerdeki en uzun oruç süresinden daha fazla sürede güneş batmayacaksa o en uzun sürenin bitiminde iftar edilir. İhtiyata muvafık olan budur. Bununla birlikte hareket edilen yerin o günkü iftar saatine de uyulabilir. (Hayrettin Karaman, www.Hayrettinkaraman.net.)

Nerede bulunulursa bulunulsun güneş batmadıkça iftar edilemeyeceği görüşünde olanlar “Sonra geceye kadar oruçlu bulunun” (Bakara, 2/187) ayeti ile “Gece şu taraftan gelip, güneş şu taraftan batıp gündüz de şu taraftan gittiğinde oruçlu kimse iftar edebilir.” ( Buhari, Savm, 42 ) rivayetinde iftar etme vaktinin güneşin batışına bağlanmış olmasını gerekçe göstermektedirler.

Batıya doğru uçak yolculuğu yapanların, oruç süresinin aşırı uzaması halinde güneşi görmekte olsalar bile iftar edebilecekleri görüşünde olanlar doğrudan ve açık bir delile değil, vakitlerin tam oluşmadığı veya çok geç oluştuğu yerlerde uygulanan takdir ilkesine dayanmaktadırlar.

Naslardan hareketle, yüksek rakımda bulunanların bile güneş göründüğü sürece iftar edemeyeceği görüşünde olanların bu yaklaşımı yeryüzü ile fiziki bağlantısı olan yüksek rakımlar için anlaşılabilir niteliktedir. Çünkü bu durumda rakımın güneşin batmasına etkisi birkaç dakikalık makul süreyi aşmayacaktır. Fakat yeryüzündeki rakım farklarıyla kıyaslanamayacak kadar yükseklerde bulunan uçak yolcuları açısından güneşin batışı, saatlere varan gecikmeler göstereceği için artık uçak yolcusunun zaviyesine göre güneşin batışını iftarda esas almak ağır meşakkate sebep olacaktır. Bu ise dinin kolaylık ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Oruçla ilgili âyetler sevkedilirken Kur’ân-ı Kerim’de “Allah size kolaylık diler, sizin için zorluk istemez” (Bakara 2/185) buyurulmuş başka vesilelerle insanın gücünü aşan sorumluluklar yüklenmeyeceği beyan edilmiştir. (Bakara 2/286). Bu ilahî gerçekler İslâm âlimleri tarafından “Zarar giderilir”, “Meşakkat kolaylaştırmayı getirir”, “Bir iş daralınca genişler” şeklinde genel kural olarak tespit edilmiştir.*

Uçakla batıya doğru yolculuk yapmakta olan oruçlu kimselerin terk ettikleri yerin iftar vaktini esas almaları doğru olmaz. Çünkü, zamana bağlı ibadetlerin başlangıç ve bitiş vakitleri, kural olarak güneşin, mükellefin o sırada bulunduğu bölgedeki hareketlerine göre belirlenir.

Buna göre uçak yolculuğunda bulunan kimseler, iftar ve imsak vakti için uçuş esansında bulundukları hava sahasının izdüşümündeki karasal bölgenin iftar saatine tabi olurlar.

İnsan normal olarak yeryüzünde yaşamaktadır. Yeryüzünün her hangi bir yerinin göğe ve yerin altına doğru uzantıları o yerin hükmünü alır. Nitekim fıkıh kaynaklarında Kâbe’nin göğe doğru dikey teorik uzantısı da Kâbe’nin bulunduğu yer hükmünde kabul edilmiştir. Aynı şekilde uçak yolcuğu yapan hacı adayları için, mikat mahallinin üzerinde ihrama girmeleri gerektiği yani mikatın semadaki hizasının da mîkat mahalli hükmünde olduğu ve helikopter gibi herhangi bir hava aracıyla Arafat’ın hava sahasında bir an bulunulmasının vakfe sayılacağı kabul edilmiştir.

Dolayısıyla namaz ve oruç ile ilgili vakitlerinin belirlenmesinde de aynı uygulama yapılır.

Din İşleri Yüksek Kurulu, 24/07/2014 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin KAYAPINAR’ın başkanlığında toplandı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginizi Çekebilir

Siteniz Anında İndexlensin

Siteniz Anında İndexlensin
Anında İndex