DiniErk
DiniErk



Bugün İstanbul Fatih Camiinde Haseki Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezinde eğitim gören hafızlara icazet merasimi yapıldı.

Haseki Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezi 1. Dönem Aşere Takrib mezunu 23 din gönüllüsü emeklerinin sonunda icazetlerini alarak mutlu bir son ile eğitimlerini tamamlamış oldu.

Dün aldığımız davet üzerine vatandaşlar arasında izlediğimiz programda mutlulukları yüzlerinden okunan hafız kardeşlerimize "Hayırlı uğurlu olsun" diyoruz.

Buraya kadar bir şey yok.

Her zaman her yerde hazır bulunan ve konuşmalarıyla toplumu aydınlatmaya çalışan ve sonu gelmeyen vaatlerine bir yenisini daha ekleyen Diyanet İşleri Başkanı da orada idi.

Daha önce bir çok vaatlerde bulunan ne yazık ki sonuçlanmayan vaatlerine bu kez ülkemize çok lazımmış gibi, Kur'an-ı Kerim'in güzel okunabilmesi için parlak fikirlerinden birini daha müjdelerdi..

Bu da sonuçlanmayacak yepyeni bir vaad olarak tarihin sayfalarında yer alacak gibi..

( Bu yazdıklarımıza inat olarak acilen, üstünkörü, temeli sağlam olmayan, fiyaskolarla dolu bir merkezin açılması için elinden geleni ardına bırakmayacak olursa yapacak bir şey yok. )

Şimdiki Başkanın daha önceki Başkan Prof.Dr. Mehmet Görmez'in bir çok projesine sahip çıktığı da herkesçe bilinmektedir.

2017 yılında zamanın Diyanet'ten sorumlu Bakanın açıkladığı daha sonra 2018 yılında şimdiki başkanın gündeme getirdiği  o projelerden biri olan "Diyanet Akademisi" vaadi henüz gerçekleşmemesine rağmen bugünkü merasimde yaptığı yeni bir vaadi de izleyiciler arasında gülüşmelere neden oldu.

Ne dedi Başkan, “Kıraat araştırmalarının yapıldığı “araştırma merkezleri”ne ihtiyacımız var”

İnsanların hidayetine vesile olmasına yarayacak bir katkısı olmayan kıraat ilminin sadece özel günlerde ya da merasimlerde, yarışmalarda ortaya çıkmasına alışmış olan bizler biliyoruz ki, normal zamanlarda bu eğitimi alanların Kur'an-ı öğrenmek isteyen - hafızlığı meslek edinmek isteyen tanıdıkları hariç- hiç kimseyle paylaşmadığı, kendilerine kurra denmesinden başka fayda sağlamadığı gerçeği de göz önüne alındığında Müslümanların sayısını artırmaya yönelik, Kur'an-ı Kerim'i anlayarak yaşamaya vesile olacak, toplum yaşantısını ilahi emirlere uygun hale getirecek bir çalışma olmayacağı kesindir.

Bu uygulamanın küçük bir örneği olan eğitim merkezlerinde verilen Aşere-i Takrib kurslarından mezun olanların öğrendiklerinden topluma ne kazandırdıkları belli değil mi ?

****

Başkan, konuşmasında "Günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı uhdesinde yer alan aşere-takrib kurslarıyla, aslına uygun bir şekilde sürdürüldüğüne" vurgu yaparak "
“Kur’an kursları ve tashih-i hurûf kurslarıyla da desteklenen söz konusu çalışmalara ilaveten, kıraat alanının temel metinlerinin derinlemesine incelenmesini esas alan ve kaynaklara vukûfiyeti daha üst düzeye taşıyacak kıraat araştırmalarının yapıldığı “araştırma merkezleri”ne ihtiyacımızın olduğu ifade etmek istiyorum" demesiyle dinleyenleri şaşırtan ve tebessüm ettiren bir vaadde daha bulunması "dostlar alışverişte görsün" deyimini hatırlattı.

Bunları, yanımızda bulunan bir kaç ilahiyatçı ile dinlerken içimizden birinin "Diyanet Akademisi ne oldu ya" demesiyle geçen yılın vaadi akıllara geldi.

Eylül 2018'de Erbaş, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Tavşanlı Meslek Yüksekokulunda İlahiyat Akreditasyon Ajansınca düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada "Diyanet Akademisini kuruyoruz, kanun çalışmalarımızı tamamladık. Önümüzdeki aylarda artık hizmet içi eğitimden bir adım öne geçiyoruz hizmet öncesi eğitime başlayacağız." demiş idi.

Kesinlikle diyoruz ki, Diyanet Akademisi bir elzemdir.

İlk fikir temelleri atılırken "müftü, vaiz, imam hatip, müezzin, kayyım ve kuran kursu öğretmenlerinin meslek öncesi eğitimi ve meslek içi eğitimleriyle ilgilenecek" denilen akademi sevinçle karşılanmıştı.

Bayağı da olumlu ses getirmişti.

Prof. Görmez'in projesi idi.

Bu proje tamamlanmadan " dine katkısı olmayacağını sandığımız "Kıraat Araştırma Merkezi" vaadi bize hiç mi hiç sıcak gelmedi.

Kur'an-ı Kerim'i hakkını vererek okumanın çok ötesinde , sayıları 200 bini geçen sözde "hafız" bize göre "kari" olanlara bunun anlamını öğreterek yaşamalarını ve yaşayan Kur'an olarak  toplum içinde ışık olacak bireylerin yetişmesini sağlayacak projelerin devreye girmesi daha öncelikli, olmazsa olmazlardan biri olarak uygulamaya öncelikle geçilmesi gereken projeler üzerinde çalışmak gerekecektir.

Son olarak, Ne olursa olsun böyle bir merkez İslam adına hiç bir fayda sağlamayacak, insanların hidayetine asla ve asla fayda getirmeyecek, din düşmanlarının ekmeğine yağ sürecek, Diyanet gibi bir kurumun yeni bir masraf kapısı olarak havanda su dövmeye yarayacak ve sadece birilerinin daha fazla maaş almasına sebep olacak proje olarak bir kenarda sessiz sessiz kalacak, diyoruz

80 Yıllık Diyanet gibi bir kurumun havanda su dövmeye yarayacak projelere ihtiyacı yoktur.

Ülkede ateistlerin, deistlerin arttığı, din soytarılarının, hadis düşmanlarının çoğaldığı,  Diyanet kurumuna olan inancın azaldığı bugünlerde daha yapıcı projelere, daha akılcı çalışmalara ihtiyaç varken..

Bu ne ya...

Yusuf Dilsen - DiniErk Haber - 16.06.2019

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski


Sponsor