DiniErk




Bursa il müftüsü İzani Turan'ın sosyal medyadan paylaştığı ve günün önemli konularında düşüncelerini yansıtan yazısıdır

"Her şeyi görmek, her şeye söylenip yazmak, her şeye laf yetiştirmek, her şey hakkında bilgiçlik taslamak, her şeyi dert edinmek, dertlenmek, her şeyi çok biliyorum edasında olmak; bir zamanlar, belli bir kesimin mümeyyiz vasfı idi; özellikle darbe dönemlerinde.Böyle olmaktan, böyle algılanmaktan Allah’a sığınırım. Üstelik bildiklerim; bilmediklerimin zekatı bile olamaz.

Dertli miyim? Her mü’min kadar dertliyim elhamdulillah. Meselem var mı? Allah’a şükür meselem var ve onunla dertliyim; tıpkı meselesi olan ve dertlenen kardeşlerim gibi...

Dert; “eskimeyen, pörsümeyen, solmayan hakikat” olunca, bu hakikata karşı gelişen ve geliştirilen her türlü eyleme tavırlı olmak inandığım değerlerin gereği.

Son zamanlarda müslüman camia ve özellikle Diyanet camiası üzerinde müthiş bir algı operasyonu söz konusu. İstenilen şey; kendilerinin tabi olacağı din yerine, kendilerine tabi olmasını istedikleri din... imam, müezzin, müftü, vaiz biçtikleri kalıba uygun olursa makbul; bu kalıba uygun değilse allamei cihan olsa beş para etmez. Bu jakoben yapıya göre her şey istedikleri gibi dile getirilmeli; dua bile... ellerinden gelse rüyalarımıza bile ambargo uygulayacaklar.

Cumartesi anneleri dikkate alınmalı. Gerekirse yer yerinden oynamalı... nerede insan hakları, nerede demokrasi naraları atılmalı. Eyvallah...Ancak, evladını PKK’dan geri isteyen, teröre lanet okuyan anneler söz konusu olunca,’birilerinin satın aldıkları’ yaftasını utanmadan yapıştıran iki yüzlüler! Unutmayın ki hayalini kurduğunuz Türkiye, bu eşiği geçeli çok oldu. Riyakârlar değil, samimi olanlar kazanacaktır inşallah.

Bu milletin değerlerine yabancı olmak şimdiye kadar kimseye hiçbir şey kazandırmadı, hep kaybettirdi. İstanbul belediye başkanlığı tv’sinin amblemini değiştirmenin izahı ne olabilir. Tek kelimeyle genlerin harekete geçmesi...“ katran kaynamakla şeker olmuyor, cins cinsine çekiyor.” Dine ait şeair, bu kesim için sözde saygındır; fiiliyatta ise, hayat hakkı tanınmaması gereken büyük bir tehlikedir. Maalesef bu durum, şifa bulmaz müzmin hastalık olarak devam ediyor anlaşılan. Yazık, sadece yazık! Bu kafayla milletle gönül köprüsü kurulamaz.

Bir başka husus; Kadıköy Anadolu lisesindeki rezalet. Okulun açılış gününde yerlere atılan simitler. Bu millet ekmeğe ve türevlerine nimet demiş, hürmet etmiş. Ekmek yere düşerse öpüp başına koyarak saygı duymuş. Yeri gelmiş ekmeği kutsayarak, sözünü tahkim etmek için onun üzerine yemin etmiş. Hâlâ bugün olmuş kazancımızın adına:”ekmek parası” demişiz. Zira ekmeği; bütün nimetlerin başı saymışız. Bu nasıl eğitim, bu nasıl öğretim? Nimeti bilmeyen, nimete saygı duymayan bir kafadan hangi değere saygılı olmasını bekleyeceğiz? Bu okulda, bu çocuklara dur diyecek akıl, iz’an sahibi hiç kimse yok mu? Bu çocuklar akledemiyorsa, onlara akletmeyi öğretecek idareciler,öğretmenler ne yaparlar? Belli ki muallim gitmiş, yerini ‘öğretme’ n almış. Ya esefa ! Ya veyleta !"

İzani Turan
Bursa İl Müftüsü

(*) Esefal : Esefler Olsun Veyletal , Hayret, heyhat

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski


Sponsor