DiniErk



Vaaz ve ezanların, tek bir merkezden okunması on beş yıl kadar öncesinde başlatılmıştı. Bu uygulama ile dinî davetin tekelleşmesi ve kontrol altında tutulması amaçlanmıştı. Yani uygulama iyi niyetli olarak başlatılmamıştı. Uygulama sonucunda merkezden okunan güzel ezanlar ve güzel vaazlar, en ücra camilere ulaştı ulaşmasına ama ne kadar insan dinledi, istifade etti, bilgilendi ve etkilendi, okunan güzel ezanlarla camiye gidenlerin sayısında ne kadar artış oldu, gibi sorular cevaba muhtaç sualler!

Uygulamanın kimi olumlu tarafları varsa da, olumsuz tarafları daha fazla idi. Bir kere ezan okuyanların sayısı sınırlanmıştı. Sözgelimi bizim son yıllarımızı geçirdiğimiz bir buçuk milyonluk Gaziantep’de iki müezzin merkezden ezan okuyordu sürekli. Uygulama müezzin yetişmesine engel oldu. Zira pek çoğumuz bilir ki, gençlerimiz ezan okuma hevesiyle camiye cemaate giderler ve bu şekilde yetişirler, ezan okuma konusunda birbirleriyle yarışırlar.

Merkezden okunan tek ezan sebebiyle, görevli hocalarımız tembelleşti, camiye erken gelme ve Muhammedî ezanı okuma amelinden uzak kaldı. Aynı durum vaaz için de söz konusu oldu. Nasıl olsa merkezden dolu dolu vaaz ediliyor, diyen görevlilerimiz, vaaz hazırlamak ve vaaz etmek zahmetine(!) katlanmadı.

Ne kadar teknik olursa olsun, kutudan/cihazdan gelen vaaz, dinleyenler için cansızdı. Hele bir de teknik arızalar varsa, dinleyenleri rahatsız ediyor ve anlamsız hale getiriyordu. Tesiri azdı. Cemaati dinleme zorunda bırakmıyordu. Kutudan vaaz sesleri gelirken, cami görevlileri imam odalarında, çoğu cemaatte caminin avlusunda oturuyordu. Merkezden gelen yayınlar, kim mahallî sorulara cevap, mahallî sorunlara çözüm üretmiyordu.

İlim adamlarımız, cihazdan okunan secde ayetinden dolayı secde yapılıp yapılmayacağını tartışmışlardır. Zira bazı âlimlerimize göre bir cihazın yahut bir papağanın okuduğu secde ayetinden dolayı secde gerekmez. Durum bu iken, cihazdan okunan ezana icabet edilir mi, bu ezan sahih midir konusu hiç tartışılmadı.

Pek çok merkezde artık merkezî vaaz ve ezan uygulamasından vazgeçildi. Konya olarak bizler de Başkanlığımızın yönlendirmeleri, kamuoyundan gelen talepler sonucu, ilçe müftüleri ve il müftü yardımcıları başta olmak üzere pek çok kesimle yaptığımız istişareler sonucu uygulamayı sonlandırıyoruz. Bundan böyle her camide görevlimiz yahut onun uygun göreceği kimseler, canlı ezan okuyacaklar; cami görevlimiz kendi vaazını kendisi yapacak. Tıpkı Cuma hutbesini okuduğu gibi. Bu konuda hepimize görevler düşmekte. Ezanlarımızı ehil ağızlar olarak vaktinde ve en güzel şekilde okumak. Vaazlarımıza temel kaynaklardan önceden hazırlanıp ihlas, iştiyak ve şevkle insanımıza sunmak. Cami kütüphanelerinde okunmayı bekleyen Kur’ân Meâlleri, Kur’ân Yolu Tefsiri, Hadislerle İslam, Diyanet İslam Ansitlopedisi artık hocalarımızın ellerinden öpecek, o eserlerin hakkı verilecek, kitap okur hasreti sona erecek inşallah.

Uygulama kalktı, şimdi biz güzel ezan sesi işitemeyecek miyiz, diyen kardeşlerimiz olacaktır. Onlara diyoruz ki şayet cihazdan gelen ezanı dinlemekse meramınız, çeşitli makamlarda güzel ezanı okuyan ezan saatlerimiz vardır, onlardan bir tane alıp evinize korsunuz, size beş vakit ezanı, en güzle sesle ve istediğiniz makamda okur, siz de dinlersiniz.

Kaynaklarımızın bildirdiğine göre Peygamberimizin birden fazla müezzini vardı, bunların başında Hz. Bilal-i Habeşî gelir. Bilal’in sesi çok güzel ve yanık olduğundan ziyade, gür olduğu için bu göreve seçilmişti. Hatta onun Hayya kelimesinin hâsının çok iye çıkaramadığını, bazı sahabîlerin bunu alay konusu yaptıklarını, durumu haber alan Peygamberimizin Bilal’in he harfini andıran ha okuyuşu çoğunuzun hâ okuyuşundan daha sevimlidir Allah’a diyerek onları uyarmıştır. Demek ki önemli olan ihlaslı okumaktır. Elbette güzel ses, ihlasa mani değildir. Kendini imamını yetersiz görüp bu imamın vaazını mı dinleyeceğiz diyen kardeşlerime de sesleniyorum: Aynı imamların okuduğu hutbeleri dinlemiyor muyuz, onların ardında kıldığımız namazlarda namazı onlara emanet etmiyor muyuz?

Elbette Müftülük ve cemaat olarak denetimlerimiz sürecek. Hiç kimse başıboş bir hizmet yapmayacak. Merkezde hep İslam ve Yüce Allah’ın Rızası olacak. İhlasla aldığımız bu kararın ve yeni uygulamanın hepimize hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.

Prof. Dr. Ali Akpınar

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski


Sponsor