DiniErk


Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içerisinde İslam dininin temel bilgi kaynaklarını ve metodolojisini, tarihî tecrübesini ve güncel talep ve ihtiyaçları dikkate alarak dini konularda toplumu aydınlatan Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığının düzenlediği VI. Din Şurasında Kurul Başkanı Dr. Ekrem KELEŞ’in konuşması




“ Kıymetli Misafirler

Bilindiği üzere Din Şûrası, beş yılda bir düzenlenir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yürüttüğü hizmetlerin geliştirilmesine yönelik müzakereler yapılır, tespit ve teklifler ortaya konur, kararlar alınır. Başkanlığın kısa, orta ve uzun vadeli hizmet politikalarının belirlenmesinde bu kararlar önemli bir referans teşkil eder. Bu sebeple Din Şuraları, ülkemizdeki din hizmetleri bakımından son derece önemlidir. Şura, Kitabı hakîm’in, Şûra suresi 38. ayetteki “Onların işleri aralarında şura iledir” ilahi beyanına dayanan bir faaliyettir. Şura, Akademiden ve Başkanlığımızın her kademesinden alan uzmanı ilim adamları, yöneticiler ve teşkilat mensuplarından müteşekkil üye ve davetliler ile ilgili kurum temsilcilerini bir araya getirerek güçlü bir istişare ortamını oluşturmayı amaçlar.

Köklü bir tarihe sahip olan Kurumumuz ve Kurulumuz, mevzuatın kendisine yüklediği Şûra düzenleme görevini layıkıyla yürütmek ve böylece şura mekanizmasını ayakta tutmak için elinden gelen çabayı göstermektedir.

Din Şûrası, ilk defa 1993 senesinde düzenlendi. O tarihten bu tarafa Diyanet hizmetlerini daha ileriye taşıyabilmek için Şuramız, ortak aklı işletmeyi bir ilke olarak benimsemiştir. 6. Din şuramız da aynı anlayışla özgür bir tartışma ortamında sizlerin engin görüşlerinizi, tecrübelerinizi, hizmetlerimize katkı sağlayacak tenkitlerinizi, tavsiyelerinizi ve tekliflerinizi en geniş manada elde etmeyi amaçlamaktadır. Bundan dolayı şuramız, bu amacı gerçekleştireceğini düşündüğümüz bir formatta tertip edilmiştir. Şûramızın, milletimize ve ümmete hizmet için yolumuzu aydınlatacak sonuçlar ortaya koyacağına yürekten inanıyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığının beş ana hizmet alanı düşünülerek planlanan VI. Din Şûrası’nın komisyonlarında üç gün boyunca derin müzakereler eşliğinde hiç kuşkusuz yol gösterici tespit ve teklifler ortaya çıkacaktır. Fakat asıl önemli olan, şura ile ulaşılan kararların hayata geçirilmesidir. Gerek Başkanlığımız gerekse akademiden bunların hayata geçirilmesinde söz sahibi yetkililerimizin şuranın bizzat içinde yer almış olması, son derece ümit vericidir.

Din Şuramızın Değerli Katılımcıları,

Takip etmekte bile zorlandığımız sosyokültürel değişim, Diyanet hizmetlerinde de yenilenme ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Başkanlığımız, bunun bilincinde olarak mevcut imkânlarıyla bu yönde çaba göstermektedir. Ancak önümüzde kat etmemiz gereken çok uzun mesafeler bulunmaktadır. Bu gerçeğin farkında olarak Başkanlığımız, din şûramızın konusunu “Sosyokültürel değişim ve Diyanet Hizmetleri” şeklinde belirlemiştir. Bu vesileyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın, yaşanan hızlı değişim ile hangi alanlarda nasıl sahih dini bilgi üreteceğini, din hizmetlerinde ne gibi yenilikler ve değişimler gerçekleştireceğini, din hizmetlerine nasıl bir perspektif ve stratejiyle yaklaşacağını, basılı, dijital ve TV, Radyo yayınlarında nasıl bir yol izleyeceğini, kitlelere nasıl ulaşacağını, yurtdışındaki millet varlığımıza ve gönül coğrafyamıza ne tür hizmetler götüreceğini ve nasıl bir vizyonla hareket edeceğini ele alıp istişare edeceğiz.

Kıymetli Misafirler,

Burada bu yüksek heyete, son dönemlerde tahminlerin de çok ötesinde hız kazanan değişimin boyutlarından bahsedecek değilim. Karşı karşıya bulunduğumuz değişimin boyutlarını bu değerli topluluk çok iyi bilmektedir. Özellikle sosyal ve kültürel hayatta çok hızlı bir değişim yaşıyoruz. Bu değişim, insanımızı din ve değer anlayışından, günlük hayatına, geleneklerinden kavramları yorumlayış biçimine kadar pek çok yönden etkisi altına almaktadır. Bu değişim karşısında, Kıyamete kadar yolumuzu aydınlatacak Yüce kitabımızı ve yol göstericimiz Efendimiz Rasuli Ekremi insanlara nasıl anlatacağız? İnsanlığın kendi huzuru, saadeti ve selameti için ekmek su kadar ihtiyaç duyduğu bu kurtarıcı hakikatlerin sunumunu nasıl güncelleyeceğiz? Sanırım şûrada konuşacağımız en önemli husus, budur.

Bir mütefekkirin de ifade ettiği gibi gökyüzünde kuşlar gibi uçmayı, denizin dibine balıklar gibi dalmayı başaran fakat yeryüzünde insan gibi yürümeyi başaramayan anlayış ve zihniyetlerin yön verdiği ve yönettiği bir değişimin insanlığın pek hayrına olmayacağı açıktır. Kurulan ağlarla insanların en mahrem alanlarının bile görünür ve ulaşılabilir hale geldiği dijital bir dünyanın, önüne kattığı herkesi sürükleyen atmosferi içinde Hakkın sesi nasıl duyurulacaktır? Bu tablo karşısında münferit çabalarla girişilen kurtarma operasyonlarının yeterli olmayacağı malumdur. Şuramızı teşrif eden değerli ilim ve fikir insanlarımız, inşallah bu hususta bizlere yol gösterecektir. Acaba karşı karşıya bulunduğumuz sosyokültürel değişim karşısında Diyanet ve Akademi olarak üzerimize düşen görevleri hakkıyla nasıl yapacağız? Değişen, dönüşen değil, değiştiren ve dönüştüren olabilme imkânımız var mıdır? İş başına gelince yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip, nesilleri bozmak için çalışan bozguncuların (el-Bakara 2/ 205) tahrip edici dönüşüm projelerinin bir parçası olmaktan nesillerimizi kurtaracak stratejiler geliştirebilecek miyiz?

Cahiliye toplumlarını hakkın, adaletin ve ahlakı erdemlerin hâkim olduğu medeniyet toplumlarına dönüştüren dinamiklere sahip bir dinin mensupları olarak hiç kuşkusuz böyle tablolar karşısında üzerimize düşen önemli vazifeler vardır. En başta kendi çocuklarımız olmak üzere, milletimizin evlatlarına, ümmete ve insanlığa karşı sorumluluğumuz bulunmaktadır.

Değerli Katılımcılar,

İletişimin sınır tanımadığı bir dünyada yaşıyoruz. Pek çok bilgiye kolayca ulaşılabilmektedir. Bilgiye ulaşmak zaman almıyor. Ancak pek çok insan ulaştığı bilginin yanlışını doğrusundan ayırt edebilecek donanıma sahip değil. Neredeyse herkes, her gün saatlerce dijital aygıtlarla meşgul oluyor. Cep telefonu, tablet ve bilgisayarların getirdiği teknoloji rüzgârı, adeta gencinden yaşlısına herkesi esir almış durumdadır. Bu değişim karşısında ciddi, etkin ve kapsamlı içerikler üretme ihtiyacı, her geçen gün daha fazla kendini göstermektedir. Bu hususta acil adımlar atılması gerekmektedir. Önce sahih bilgi üretmeye sonra da bu bilginin etkin bir şekilde sunumuna ihtiyaç vardır. Bunun için herkesin anlayabildiği kuşatıcı, anlaşılır bir dil gerekmektedir. Medya dünyasında ve dijital alemde “sahih ve güncel dini bilgi”nin markası olabilmek için çalışmalıyız. Sosyal değişimin ortaya çıkardığı güncel meselelere ilişkin çözümlerimizi anlaşılır bir dille çağın idrakine sunmalıyız.

Kıymetli Hocalarım!

Ben uzun yıllar Din İşleri Yüksek Kurulunda çalışmış bir talebeniz, bir kardeşiniz olarak şahsen samimi olduğundan şüphe etmediğim bir takım eleştirilere muhatap oluyorum. Bunlardan bazılarını şuramızı ilgilendirdiği için müsamahanıza sığınarak yüksek heyetinize arz etmek istiyorum:

Müslüman ilim ve fikir insanları olarak hayattaki değişimin parametrelerini doğru okuyamadığınız için doğru ve zamanında çözüm üretemiyorsunuz.

Zamanın ruhunu yakalayamıyor, geçmiş mirasımızı doğru bir şekilde anlayıp güncelleyemiyorsunuz.

Geleneğimizde mevcut ihya ve tecdit kavramlarını asrın idrakine sunamıyorsunuz.

Değişime ayak uyduracak dinamizmi sağlayan mekasıt, maslahat ve istihsan düşüncesini geliştiremiyorsunuz.

Dini anlarken ve anlatırken birtakım ön kabulleri bırakamadığınız için doğru ve uygulanabilir yöntemler ortaya koyamıyorsunuz.

Zaman ve mekân üstü sabiteler ile zamanın ve dönemin şartlarına bağlı değişkenleri ayırt edemiyorsunuz.

İslam’ı, çağdaş zihinlere geçerli argümanlar üzerinden anlatamıyorsunuz.

İnsanımızı yeterli sahih bilgiyle donatamadığınız için çok büyük sorunlarla karşılaşıyoruz. Bir tarafta hakikati kendi tekeline alan, üstünlük iddiasıyla kutsal değerlerimizi sömüren kişi ve gruplar türüyor. Diğer taraftan bazı kişiler seküler ve hazcı bir anlayışla dinden kopup kendini daha rahat ve özgür hissedeceği inanç karşıtı akımlara yöneliyor. Bunlar karşısında savunmacı söylemlere yöneliyorsunuz.


Değerli İlim İnsanları,

Kendisine İslam’ın nuruyla tanışmak nasip olmuş entelektüel bir Müslümanın da ifade ettiği gibi İslam’ın en önemli özelliklerinden biri, orijinalitesini muhafaza edebilmiş olmasıdır. Bunun en önemli sebebi, İslam dininin değişmeyen ve zaman ve zemine göre değişmesine ihtiyaç olmayan temel iman, ibadet ve ahlak esaslarını ve insanın can, mal, nesil, inanç ve aklını korumaya yönelik sabitelerinin bulunmasıdır. Bu durum, İslam’ın asırlar boyunca özgün yapısını muhafaza etmesini sağlamıştır. Ancak diğer taraftan da malumu aliniz İslam’ın zaman ve zemine göre değişime açık olan yönleri vardır. Ezmanın tağayyürü ile ahkâmın teğayyuru inkâr olunamaz kuralınca İslam bu yönüyle sürekli kendini yenileyebilen bir yapısı vardır. Bu sayede İslam, asırların idrakine hitap edebilecek dinamik bir potansiyele sahiptir.

İslam’ın değişime açık olmayan ve değişmesine de ihtiyaç duyulmayan temel iman, ibadet ve ahlak ilkelerini değiştirmeye çalışmak ne kadar tehlikeli ve abesle iştiğalse, değişime açık olan, zamana, mekâna ve örfe göre değişmesi gereken hükümlerini değişmeyecekler gibi algılayarak sunmak da o kadar tehlikelidir.

Değerli Hazırun,

Diyanet hizmetleri, din hizmetidir. Hademe-i hayrat olmak, hayır yolunda yarışmak, iyiliğe, birre, gerçek hayra ulaşmaya çalışmaktır. Bu din hizmetinin mekanı, Allah’ın rızasının olduğu her yerdir. Orası, bazen camiler, bazen bir hastane, bazen bir kimsesizler yurdu, bazen mahpusların vicdanlarına dönüp tövbe yollarını aradığı bir hapishane, bazen de bir gençlik evidir. Zamanı da bu ihtiyacın bulunduğu her vakittir. Gecesi gündüzü yoktur. Allah’a hamdolsun bu aşk ve heyecanla hizmet eden çok sayıda görevlimiz vardır. Hepinizin bildiği gibi Başkanlığımız, son yıllarda din hizmetlerini çeşitlendirmiştir. Muhtelif kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak İslam’ı anlatmak ve öğretmek için her imkanı kullanmaya çalışmaktadır.

Bu hizmetlerin elbette özenle ve profesyonelce yapılması önemlidir. Fakat bundan daha önemlisi, hasbiliktir. Hasbilik olmadan din hizmeti olmaz. İş, hasbilikten hesabiliğe kaymaya başladığı anda maalesef hizmetlerin herhangi bir etkisi kalmıyor.

Müslümanın işlediği hayırlı işlerin ve amellerin Allah nezdinde kabul görmesi ihlasa bağlıdır. İhlas olmadan yapılacak ameller dünyaları doldursa hiçbir kıymeti yoktur.

Yüce rabbimiz bize onun kulları sıfatıyla yaptığımız her işi mutlaka onun rızasını gözeterek yapmamızı emir buyurmaktadır. (Zümer, 39/2.)

Bilgi ilim elbette zaruridir. Bilmeden ilim olmadan asla olmaz. Ama ilimle birlikte takva da gereklidir. Yolumuzu kaybetmemek için yolumuzu aydınlatacak nuru kaybetmemek gerekir. Takva sahipleri, Allah’a karşı büyük bir duyarlılık içinde bulundukları için Allah onlara iyiyi kötüden, hakkı batıldan ayıracak öyle bir anlayış ve nur verir ki, artık bu anlayış ve nurla yollarını şaşırmazlar. Şöyle buyrulmaktadır: "Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı takva sahibi olursanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir." (Enfal, 29)

Değişen dünyada sosyokültürel değişim konusunu istişareye açan VI. Din Şurası’na katılan değerli şura üyesi ilim adamlarımızın kıymetli müzakereleri, tespit ve teklifleriyle ulaşacağımız sonuçlar ve kararların güzel hizmetlere kapı açmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, tüm ilim adamlarımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Şuranın gerçekleşmesi için gece gündüz demeden çalışan Din Şurası genel Sekreterimize, Genel Sekreter Yardımcılarımıza, Kurul üyelerimize, uzmanlarımıza, çalışanlarımıza ve emeği geçen herkese huzurunuzda teşekkür etmeyi yerine getirilmesi gereken bir vazife addediyorum.

Bu düşüncelerle, Şûramıza teşrif eden siz misafirlerimize tekrar teşekkür eder, toplantımızın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.” 

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski


Sponsor