DiniErk



"Husama - husema veya kul hakkı namazı var mıdır. ? Var mı ki, bazı kitaplarda nasıl kılınacağı dahi anlatılır.

Belki sıkça duymuşsunuzdur. Hacca gidenlerin günahlarının affedildiği ve analarından doğduğu gün ki kadar günahsız olarak evlerine döneceği söylenir.

Bazı ilim adamları da peygamber aleyhisselamın buyurduğu "Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Allah için hacceder de (Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, (kul hakkı hariç) annesinden doğduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.” (Buhari, Hac, 4; Müslim, Hac, 438; Nesai, Menasikü’l-Hac, 4) hadisini belirterek parantez içinde belirtildiği şekilde "bu temizlenmenin kul haklarının kapsamadığını belirtir.

Demek ki, kul hakkı kulların birbiriyle helalleşmesine bağlı olup affedilmeyen  günahlardan sayılmaktadır.

Bu nedenle hac ibadeti ile affedilmeyen ömür boyunca kazanılmış olan kul haklarının 2 rekat namazla affedilmesi nasıl mümkün olabilir ki.

Edille-i Şer’iyye-i Asliyye’den Kitap ve Sünnet’te sarahaten “kul hakkı namazı” veya kitaplarda bahsedilen tarzda "Husama - husema namazı" ismiyle bir namaz yoktur.

Bir çok günümüz alimlerinin kitaplarında bu namazdan söz edip nasıl kılınacağına dair tarifleri olsa da bunlar bu kaynakları İslami delilde sayılmayan evliya dediğimiz kişilerin davranışlarına dayandırmaktadır.

Yine kul hakkı ile ilgili olarak Peygamber aleyhiiselamın "müflis" olarak söz ettiği kişilerle ilgili buyurduğu mübarek sözlerinde, bunların vaziyetini şöyle anlatmıştır:

"Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât ile gelir. Ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş, onun malını yemiş, berikinin kanını akıtmış, ötekini dövmüştür de, sevabından bir kısmı şuna, bir kısmı buna verilir. Üzerindeki kul hakları ödenmeden önce hasanât-ı tükenirse, onların günahlarından alınıp, buna yüklenir ve sonra Cehennem'e atılır." [Buhari, Sahih, Edeb, 102; Ayrıca bkz. Tecrîd-i Sarih Tercümesi, 7/ 375, 376, 1090 no'lu hadis]

"Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için boynuzlu koyundan kısas alınacaktır" [Tirmizi, Sünen, Sifatu'l-Kıyâme, I]

"Şehidlerin kul borcundan başka bütün günahları mağfiret olunur" (Tecrîdi Sarih Tercümesi, VII, 349, 1084 nolu Hadis)

Bu hadislerden de anlayabileceğimiz gibi, kişinin üzerindeki kul haklarının kıldığı namazla, tuttuğu oruçla yaptığı ibadetle asla affedilmeyeceği ve akıbetinin cehennemlik olacağı vurgulanmıştır.

İşin özü, helalleşme öteki dünyadaki iflâstan kurtulmak için, bu dünyada insanlardan haklarını helâl etmelerini dileme ve böylece borçtan kurtulma yoludur.

Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulunun da daha önce yapmış olduğu 'Kul hakkı namazı var mıdır?' sorusuna verdiği açıklamada bu yöndedir.

Kul hakkı yemenin namazı olmadığına dikkat çeken Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulu, "Kişinin kul hakkından kurtulmasının yolu, hak sahibine hakkını vermesi ve onunla helalleşmesidir. Yaptığı zulüm için de Allah’a tevbe etmelidir." açıklamasında bulundu.

İşte o açıklama..

Kul hakkı namazı ( Husama ) var mıdır?

İslam dininde ibadetler, Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiştir. Ne Kur’an’da ne de Sünnet’te “kul hakkı namazı” diye bir namazdan söz edilmiştir.

Kişinin kul hakkından kurtulmasının yolu, hak sahibine hakkını vermesi ve onunla helalleşmesidir.

Yaptığı zulüm için de Allah’a tevbe etmelidir.

Tevbe etmeden önce iki rekât namaz kılınması menduptur.

Kul hakkı konusunda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kimin üzerinde birinin namusu ya da malıyla ilgili bir zulüm varsa, altın ve gümüşün bulunmadığı kıyamet gününden önce onunla helalleşsin. Aksi takdirde kendisinin salih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevabından alınır, hak sahibine verilir. İyilikleri yoksa zulüm yaptığı kardeşinin günahından alınır, onun üzerine yükletilir.” (Buhârî, Mezâlim, 10).

Özetle, "Kıyametle mü'minler Cehennem (üzerindeki Sırat'tan) kurtulduktan sonra, Cennet ile Cehennem arasındaki (ikinci bir) köprüde durdurulurlar. Burada, dünyada aralarında bulunan (ufak-tefek) mezâlimden (haksızlıklardan) birbirlerinin hakkını vererek hesaplaşıp, pâklanarak arındıkları zaman bunların Cennete girmelerine izin verilir." [Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, 7/ 353-354, 1085 no'lu hadis]

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski


Sponsor