DiniErk






Tesettürde/Örtünmede Bulunması Gereken Şartlar

İslâm, en basit meseleden en mühim meseleye kadar her konuda söz söyleyen, hüküm koyan evrensel bir dindir. Müslüman ise, İslâm’ın getirdiklerine kayıtsız ve şartsız teslim olmuş kişidir. İslâm herhangi bir konuda hüküm beyân etmişse, müslümana düşen o hükme teslim olup amel etmektir. Müslüman erkek ve kadınlar, bir amel yapacakları zaman o amelin İslâm’a uygunluğunu veya o amel konusunda İslâm’ın getirmiş olduğu şartları mutlaka göz önünde bulundurmalıdırlar. İşte, tesettürün de tesettür olabilmesi için kişinin kendi zevkine göre değil, modacıların tasarımlarına göre değil, İslâm’ın şartlarına göre olmasına özen gösterilmeli ki Allâh’ın (c.c) emri yerine getirilmiş olsun. Peki, İslâm’a göre tesettür nasıl olmalıdır?

1-) Elbise vücûdu gösterecek şekilde şeffaf ve vücut hatlarını belli edecek şekilde dar olmamalıdır.

Ebu Hureyre Radıyallâhu Anh anlatıyor; Resûlullâh Sallallâhu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu:

‘Cehennem ehlinden iki grup vardır ki ben görmedim; (ilerde çıkacaklar). Bir topluluk; berâberlerinde sığırkuyrukları gibi sopalar vardır, onunla insanları döverler. Kadınlar; giyinmişlerdir, (fakat) çıplaktırlar, kendileri yoldan sapmışlardır. Başkalarını da saptırırlar. Başları horasan develerinin hörgücü gibidir. Bu kadınlar cennete giremeyecekler ve o cennetin kokusu şu kadar mesâfeden hissedildiği halde kokusunu da hissedemeyecekler.’4

2-) Kadının giydiği elbise şer’an ve örfen erkeklerin giydiği elbiselerden olmayıp kadınlara özel elbise olmalıdır.

İbni Abbas Radıyallâhu anhumâ anlatıyor;

‘Nebî Aleyhisselâm Efendimiz kadınlardan erkeklere, erkeklerden kadınlara benzemeye çalışanlara lânet etti.’5

‘Erkek ayakkabısı giyen kadın hakkında Hz. Aişe Radıyallâhu Anha’ya sorulduğunda, Hz. Aişe Radıyallâhu Anha; “Resûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem kadınlardan erkekler gibi olmaya çalışana lânet etti.” demiştir.’6

Buradaki ayakkabıdan maksat; erkeklere has olan ayakkabılardır. Bu rivâyetten anlaşıldığı üzere kadınların erkekler gibi giyinmesi ve erkeklere has kıyâfetleri tercih etmeleri câiz değildir.

Zamânımızda ortaya çıkartılan giyinme şekillerinde bunu fazlaca görmekteyiz. Öyle ki; dış kıyâfetlerin altından giyilen pantolonlar bunun örneğidir. Kadının pantolonla dışarı çıkması ve gezmesi câiz olmaz. Örfen erkek kıyâfeti olarak benimsenmiş pantolonun kadın tarafından giyilmesi hattâ pantolonla namaz kılması, setr-ü avret farzını yerine getirerek namaz kılmış olmasına engel teşkil etmektedir.

3-) Başörtüsü yakalara kadar inecek büyüklükte olmalı.

‘Mü’min kadınlara da söyle gözlerini korusunlar. Nâmus iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, kız kardeşlerinin oğulları (yeğenleri), kendilerinin kadınları (mü’min kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden kadına ihtiyâcı kalmamış (cinsî güçten kesilmiş) hizmetçiler yâhud henüz kadınların sûretlerine muttalî olmamış çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Mü’minler! Topluca Allâh’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.’7 Âyette açık bir şekilde “Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler” emri vardır. Ne yazık ki günümüzde ‘kapalı bayan’ diye adlandırılan nice kadınlar var ki sırf modaya uyum sağlamak uğruna, -avret bölgesinden olan- boyun kısmını kapatamayan küçücük başörtüsü(!) takmak sûretiyle ‘tesettürlüyüm’ avuntusuna bürünmektedirler. Tesettür bir bütünlük arz etmektedir. Kur’ân ve Sünnetin tanımlarına uymayan örtünme şekillerinin hiçbiri tesettür değildir.

4-) Elbise kibre ve diğer kötü ahlâklara sebep olmamalıdır.

Kadının veya erkeğin giydiği elbise kibre sebebiyet verecek şekilde olmamalıdır. Kadının elbisesi, nikâhı düşecek erkeklere kendisini güzel gösterecek şekilde olmamalı. Bir kadın sâdece kocasına karşı güzel görünmek için süslenmelidir. Kadınların dışarı çıkarken süslenip de evinde sıradan bir şekilde olması, her iki taraf (karı-koca) açısından da hayırlı netîceler doğurmamaktadır.

Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: “Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem mescidde oturuyordu. Bir de mescide süslenmiş ve süslerinin içinde kibirle yürüyen bir kadın girdi.

Nebî Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Hanımlarınızın (dışarıda) süslü giyinmelerine ve mescidde kibirli yürümelerine engel olun. Çünkü hanımları süslü giyinip mescidlerde gururlu yürüyene kadar İsrâiloğullarına lânet olunmadı.”8

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor