DiniErk




Müslümanalrın mübarek ve şifa dolu içeceği denilince akla ilk gelen Zemzem olduğunu hemen herkes bilir.

Yüzyıllırdır  sırrına tam olarak ulaşılamayan, kaynağı tam olarak bilinemeyen ve cenntten gelen su diye kabullenilen Zemzem'in bir çok adı olduğunu biliyor muydunuz.
Araştırmacılar, muhtelif vesilelerle sırrına ermek istedikleri zemzemin insanlar arasında farklı isimlerle anıldığını tespit etmiş. Ve en azı 30 rakamı üzerinde birleşmişler.
Kaynaklar, Zemzem’in otuz kadar ismi olduğunu ve her ismin bir özelliğinden kaynaklandığını dile getirmişlerdir.
Kabe yakınlarında yeryüzüne çıkan zemzemin Müslümanlarca rağbet gördüğü bilinmektedir.
Kelime olarak Arapça'da "gürültüyle kaynadı" manasına gelen zemzem dünya üzerinde bir eşi dahi olmayan çok mübarek ve şifa dolu, hem de bu şifa maddi ve manevi tüm hastalıklara yarar getirdiğine inanılan müthiş bir nimet olarak bilinir.
"Bol ve akıcı olma" "Cebrail'in konuşma sesi" "akarken çıkardığı ses", "şimşek sesi" "nereden geldiği belli olmayan ses" manalarındaki "zemzem" ile "zemzeme, zemmezem, zümmezim, zemmizem" kelimeleri  ile isimlendirilen zemzem suyunun daha bir çok ismi de çeşitliözelliğinden dolayı verilmiştir.
Hazret-i İsmail'in (Allahın selam ona olsun ) annesi Hacer'in ( Allah ondan razı olsun ) uzun arayışlardan sonra Hazreti İsmail'i bıraktığı yerde suyun kaynağından fışkırarak aktığını görünce "Dur, dur" yani "Zem, Zem" demesi veya etrafa yayılmaması için çevresini kumla çevirmesinden dolayı bu ad verildiği de rivayet edilmektedir.
Suyunun çokluğundan dolayı bu ismin verildiği de söylenmektedir.
"Zemzem" kelimesi Arapça bir kelime olup "alçak sesle konuşmak, yüksek olmayan ve belirsiz gök gürültüsü, titreme" manalarına da gelmektedir.
Ayrıca "ez-zemzemetü ve zemzeme", "uzaktan anlaşılmayan vızıltı, belirsiz ses, uzaktan mırıldanmak, atların burunlarından çıkardığı ses, özel isim ve insanlardan bir topluluk" manalarına gelmekle beraber "bereketli, bol, doyurucu ve kaynağı zengin su" manalarına da gelmektedir.
Diğer bir mana ise tatlı ve tuzlu arasında bulunduğu zamanki durumudur.
Hazret-i İbn-i Abbas (Allah ondan razı olsun ) "zemzem"e, "su sesi" manasını vermiştir.
Farsça'da "atların su içerken çıkardığı ses" manasına gelen "zemzeme" kelimesinden geldiği de rivayet edilmektedir.
Fakat "zemzem" kelimesinin Arapça asıllı bir kelime olduğu rivayeti daha kuvvetlidir.
Bazı rivayetlerde ise "zemzem" isminin özel bir isim olduğu, suyun çıktığı sese "zemzeme" denildiği, ayrıca Cebrail (AS)'in çıkardığı ses ile su içilirken genizden çıkarılan sese de "zemzeme" denildiği belirtilmiştir.
Bu cennet suyuna zemzem dışında sayısız isim verildiği söylense de bilineni 30 civarında olanıdır.
Zemzem, Şifa, şubâe (doyurucu), nafia (faydalı), büşra (müjde), safiye (temiz),
mürviye (susuzluğu giderici), lâ tünzef (tükenmez), Bereke, Seyyide, Madnûne, Berre, İsmet, Salime, Meymûne, Kâfiye, Afiye, Murviye gibi birçok isimle adlandırılan zemzemin bilinen isimlerini teker teker ifade etmeye çalışalım
En meşhur adı “zemzem” olup “dur dur” demektir. Bundan sonrası ;
Sakıyyullah-ı İsmâil ; Allahü teâlâ, Zemzem ile İsmâil’i (a.s.) suya kandırdığı için
Nâfia ;  Allahü teâlânın birliğine inananlara büyük faydalar sağladığı için
Büşrâ ; Zemzemin suyunu doya doya içen müminlerin bütünü nûra gark olup, Cehennem azâbından emin olacakları müjdelendiği için,
Sâfiye, berrak ve saflığından dolayı
Muazzibe; Tatlılığı sebebiyle
Tâhire , Dehr süresi 21. âyet-i kerîmesinde (bir kavle göre) Zemzem’e işâret buyurulduğu için
Mermiye; bütün âzâlara, safâ bahşettiği için
Sâlime; afiye selamet, afiyet bozulma göstermemesinden dolayı
Meymûne; Resûlullah efendimizin (s.a.v) sünneti olduğu için sıhhat ve berekete sebep olduğu için
Kâfiye; Yemeğin yerini tutup kâfi geldiği için ;
Âfiye; içenlere rahatlık, sıhhat ve âfiyet verdiği ıçin
Şerâb-ül-ebrâr; cümle evliyâ-ı kirâm ve sâlihlerin içtikleri ve Resûlullah efendimizin de (s.a.v.) içerek mübarek tükürükleri kuyuya dahil olduğu için, Zemzem’in kadr-ü kıymeti arttığı için
şifâü sukmin birçok hastalığa şifa olan
Haremiyye Harem’e ait, Harem-i şerif’te olması veya Allah katında çok değerli olması
şubâe; doyurucu
mürviye ; susuzluğu giderici),
lâ tünzef; tükenmez
Bereke, “bereketün ve mübâreketün” (artmak, çok hayırlı ve bereketli),
Seyyide, bütün suların efendisi, en değerlisi
sâbık öne geçen, önde olan, fazilet bakımından diğer sulara göre önceliği olan
Madnûne, sakınılan, cimrilik yapılan, herkese nasip olmayan, pahalı, paha biçilmez
sikâyetü’lhâc hacıların içeceği su
Berre, suyu bol ve çokça faydası olan
İsmet, isme, asime açlıktan koruyan
Mu’zibe; tatlı, güzel ve temiz su
meknûne, tüktem ve mektûme gizlenen ve gizlenmiş
hâfiretü Abdülmuttalib Abdülmuttalib çukuru, kuyusu
hezmetü Cibrîl, hemzetü Cibrîl, rakdetü Cibrîl, vat’atü Cibrîl (Cibrîl’in topuğu, Cibrîl’in dokunması, vurması, topuğuyla işaretlemesi veya kanadıyla eşmesi
taamü tu’m içeni yemek gibi doyuran, gıda alan
tayyibe, tibe iyi, lezzetli, temiz
bedda azar azar akan
şabaatü’liyâl açları doyuran, susuzluğu gideren
zahire ortaya çıkan, faydası açık ve görünür olan
zabye suyu veya hayırları toplayan kuyu
avne, gıyâs yardım, destek, imdat, zemzem, Hâcer ve oğlu İsmail’e yardım ve imdat için gelmiş
me’seretü’lAbbas sikâye hakkının Hz. Abbas’a verilmesi
mücliyetü’lbi’r kuyunun apaçıklığı, keşfi
mücliyetü’l basar zemzeme bakıldığında göze cila ve ışık veren
muğziye cismi ve bedeni ayakta tutan gıdaları ihtiva eden, besleyici
mifdah, feda etmek, kurban etmek, karşılığında fidye verilen kıymetli ve değerli şey
mu’nise iyi huylu, iyi geçinen, ünsiyet edilen, kendisinden kaçılmayan, ülfet edip sevilen

Derleme: Erol Kara / erolkaranet

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor