DiniErk





Eğitimci Yazar Sait çamlıca, sorgulayan gençlerin artık Diyanet'in hutnbelerini de sorguladığını, doğruluğıunu araştırdığını olumsuzluklar karşısında itimadın azaldığını belirten yazısında "Diyanet İşleri Başkanlığı yetkililerini ve cuma hutbelerini hazırlayanları düşündürmeli " dedi.

Sait Çamlıca'nın "Diyanet'i Bekleyen Tehlikeler" başlıklı yazısından

"Cuma Namazına gitmeyi bıraktığını söyleyen bir delikanlıya şaşırmıştım. Beş vakit namaz kıldığı halde cuma namazlarına gitmediğini söylemişti. 1980 ve 1990’lı yıllarda ‘Burası Darul Harp. Bu ülkede cuma namazı kılınmaz!’ diyenlerden bahsetmiyorum. O tartışmaların yaşandığı dönemi bile bilmeyen bir genç. Buna rağmen cuma namazlarına gitmeyi bırakmış. Sebebini sorduğumda anlattıkları beni düşündürdü. Ancak benden daha fazla Diyanet İşleri Başkanlığı yetkililerini ve cuma hutbelerini hazırlayanları düşündürmeli bu genç. Cuma namazına artık gitmeyen delikanlının anlattıklarını özetleyeyim.

‘Ben solcu bir ailede yetişen, kitap okumayı seven birisiyim. Dinimi yaşıyorsam bunu okuma alışkanlığıma borçluyum. Niçin Allah’a inanmam gerektiğini, niçin namaz kılmam gerektiğini okuyarak öğrenmiş, inanarak yaşamaya çalışan birisiyim. Beş vakit gidemesem bile cami ile aram iyidir. Cuma namazlarını yıllardır kaçırmam. Mahalle camisinde bir araya gelmenin önemine inanır bundan büyük bir keyif alırım. Cuma namazının sadece bir ibadet değil, sosyal bir dayanışma ve kucaklaşma olduğunu düşünürüm.

Geçen aylarda cuma hutbesi esnasında telefonumdan titreşim geldi. Telefonu kapatmak için elime aldım. Tam o esnada imam hutbede ‘Kıyamet cuma günü akşamı kopacak’ diye bir Hadis okudu. Bende merak edip elimdeki telefondan google arama motoruna ‘Kıyamet ne zaman kopacak?’ diye yazıp, konuya dair ayetleri buldum. Önüme çıkan ayetleri okuyunca hayretler içerisinde kaldım. Allah Kuran’ı Kerim’de kıyamet saatini sadece kendisinin bildiğini, başkasının bunu bilmediğini söylediği halde, Diyanet İşleri Başkanlığı bu uydurma rivayeti hutbede nasıl okutur? Kıyamet saati gibi çok açık ayetlerin olduğu konuda bile bu hassasiyeti göstermeyen Diyanetten iyice soğudum. O günden sonra cuma namazlarına gitmeyi bıraktım.’

Delikanlıyı dinledikten sonra kendisini ikna etmeye çalıştım. Diyanetin birçok hatasına rağmen camileri boş bırakmanın doğru olmadığını, o caminin mahallenin kalbi olması gerektiğini, kendisi gibi aklı başında gençler gitmezse o camilerin cemaat ve tarikatların kontrolüne geçme ihtimali olduğunu söyledim. Açıkçası delikanlıyı ikna edemedim.

Bu delikanlının anlattıklarından en çok dikkatimi çeken şey, duyduğu bilgiyi elindeki telefondan hemen teyit etmeye çalışması oldu. Bu sadece o delikanlının yaptığı bir şey değil. Gençlerin birçoğu yapıyor bunu artık. İnsanlık tarihinde ilk defa karşımızda, elinde dünyanın tüm bilgisine anında ulaşabilen bir nesil var. Böyle bir nesile öğretmenlik yaparken veya hocalık yaparken bir kez daha düşünerek konuşmak zorundayız. Emekliler lokaline dönüşmüş olan camiler, gençliği kazanamaz ise boşalacak. Sandalye kısıtlaması ve tartışmasından sonra yaşlıların bir kısmının da camiden kopmaya başlaması bu boşalmayı hızlandırır. "

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Sait Çamlıca

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor