DiniErk



DiniErk




Çocukları çok seven ve onlarla hep ilgilenen  Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin de çocuklarla oyunlar oynadığı rivâyetlerde geçmektedir. Hatta Peygamber de (s.a.v.) çocukluk yıllarında arkadaşlarıyla oyun oynamıştı. Hatta bir seferinde Cebrail (a.s) gelmiş, göğsünü açmıştı.- (1)
Özellikle torunları Hasan, Hüseyin ve Ümame (ra) ile, bazen de sahabe çocuklarıyla çeşitli oyunlar oynadığını görmekteyiz.
Peygamberimizin ashaptan çocuklarla ve torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’le oynadığı oyunlar, onlarla geçirdiği zamanlara dair güzel anekdotlar mevcuttur.

Peygamber efendimizin (asm) rivâyet edilen, oynadığı oyunların birkaçından bahsedelim;

Hz. Aişe diyor ki; Ben Resûlullah’ın (asm) yanında oyuncak bebeklerle oynardım. Arkadaşlarım bana gelirler, fakat Resûlullahtan (asm) utanarak saklanırlardı. Resûlullah (asm) onları bana gönderir, benimle beraber oynarlardı.2

***

Bir gün cemaatle namaz esnasında Hz. Peygamber (asm) secdeye varır. Secde o kadar uzun sürer ki, arkasında namaz kılanlar ne olduğunu merak ederler. Olağan dışı bir şey olduğunu ya da vahiy geldiğini düşünürler. Namaz bittikten sonra sorarlar. Hz. Peygamber (asm) şöyle cevaplar: “Hüseyin secdeye vardığımda sırtıma çıktı. Evde bu adeti edindiğinden, onu sırtımdan atamadım ve böylece secde uzun sürdü” buyurmuştur.3

***
Bir gün Hz. Cabir (ra) Efendimizi (asm) ziyarete gitti. İçeri girdiğinde şaşırıp kaldı. Aman ya Rabbi! Bu ne muhteşem manzara! Peygamber Efendimiz (asm) dizleri ve elleri yerde, torunlarını sırtına bindirmiş, odanın içinde onlara tur attırıyor. Bu durum Hz. Cabir’in (ra) çok hoşuna gitti. Dayanamayıp, “Bineğiniz ne güzel binekmiş böyle” dedi. Efendimiz de ona, “Onlar da ne güzel binicilerdir” cevabını verdi.4

***
Resûlullah (s.a.v.) ile beraberdik. Derken bir yemeğe davet edildik. Giderken Hüseyin‘in çocuklarla birlikte yolda oynadığını gördük. Peygamber (s.a.v.) hemen insanların önüne geçti. Sonra (Hüseyin‘i kucaklamak için) kollarını açtı. Çocuk ise yakalanmamak için şuraya buraya kaçmaya başladı. O esnada Resûlullah (s.a.v.) çocukla gülüşüyordu. Nihayet onu yakaladı ve bir elini çocuğun çenesinin altına diğer elini de ensesine koydu. Çocuğa sarılarak öptü ve şöyle dedi:"Hüseyin bendendir, ben de ondanım. Kim onu severse Allah da onu sevsin. Hasan ile Hüseyin torunlardan iki torundur:‘

***

Hz. Aişe anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) Tebuk veya Hayber Gazvesinden dönmüştü. Aişe‘nin sofasında bir perde vardı. Rüzgâr esince, perdenin bir tarafını oyuncak kız bebekleri görünecek şekilde açtı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.):
- Ey Aişe! Bu nedir? dedi. Aişe:
- Bunlar benim kızlarımdır, dedi. Peygamber (s.a.v.) onlar arasında bezden yapılmış iki kanatlı bir at gördü ve:
- Oyuncakların ortasında gördüğüm şu nedir? dedi. Aişe:
- O attır, dedi. Resûlullah (s.a.v.):
- Onun üzerindeki nedir? dedi. Aişe:
- İki kanattır, dedi. Resûlullah (a.a.v.):
- İki kanatlı at, öyle mi? Aişe:
- Süleyman peygamberin kanatlı atının olduğunu işitmedin mi? dedi.
Aişe diyor ki: "Resûlullah (s.a.v.) öyle güldü ki, azı dişlerini bile gördüm."

***
Peygamber Efendimizin Torunu ile oynadığı bir oyuna örnek.. Tırmanma oyunu

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) çocuklarla birbirinden güzel oyunlar oynardı. Bunların arasında özellikle torunları Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.) ile oynadığı tırmanma oyunu hem çok eğlenceli hem de çocukların gelişip kocamaan anneler babalar olmalarını sağlayacak özellikteydi.

Dede ile torunun birbiriyle karşılaştıklarında yaşadığı büyük mutluluk, doyumsuzdu. Sevgi dolu göz iletişiminden sonra Peygamber Efendimizin ellerini uzatmasıyla oynanacak oyun anlaşılır, torun da hemen ellerini uzatırdı. Efendimiz (s.a.s.) torununu, iki elinden sıkıca kavrayıp kaldırır, ayaklarını ayakları üzerine koyardı. Torunu, gözlerini Peygamberimizin
gözlerine kilitlemiş vaziyette, dedesinden gelecek o tatlı ve cesaret verici sözleri beklerdi. Peygamber Efendimiz: “Hey çitlembik çitlembik Haydi yüksel gözü minik” der demez heyecanlı tırmanış başlardı. Torunu, badi badi adımlarla Peygamberimizin bacaklarından başlayıp uyluklarına, oradan da karnına basarak tırmanır, nihayet göğsüne kadar ulaşırdı. İki ayağını da Peygamberimizin göğsü üzerine koyup dikilir, ulaştığı büyük zirveden sevinçle etrafı izlerdi. Bu sırada dede ile torunun mutluluğuna diyecek yoktu.

Tırmanıcının bu başarısı üzerine sıra oyunun en güzel bölümüne; o eşsiz ödüle gelirdi. Bu ödül, dedelerin en güzelinden kocaman bir öpücük ve sıcak bir dua idi. Dede (s.a.s.) torunun eğilmesini söyler, o da büyük bir memnuniyetle eğilir, hak ettiği öpücüğü alırdı. Peygamber Efendimiz öpücüğün arkasından torunu için, “Allah’ım, onu sev, çünkü ben onu seviyorum.” diye dua ederdi. (5)
***
Dipnotlar:
1. Bkz. Ahmed b. Hanbel, III, 288.
2. Buhâri, Edeb, 81; Müslim, Fedailu‘s-Sahabe, 81; Ibn Mâce, Nikah, 50.
3. Buhari, Kitabus-Salat, 52.
4. Hucviri, 165.
5. Diyanet Çocuk Dergisi

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor