DiniErk






Telfik, Fıkhî bir meselenin hükmünü farklı mezheplerden seçilen unsurları bir araya getirerek oluşturma anlamında terim olup bunun yapılması asla caiz görülmemiştir.

Âlimlerin geneline göre telfik caiz değildir; çünkü telfike izin vermek, insanların mezheplerin ve müctehidlerin görüşlerinden kendi kafalarına göre seçmeceler yaparak dinle oynamaları sonucuna yol açar.

Telfik; iki ya da daha fazla mezhebin birbirine zıt hükümlerini, bir meselede ya da fıkhi bir konuda bir araya getirerek iki ya da daha fazla müçtehidin görüşünden yeni bir hüküm icat etmektir. Böyle bir ameliye içerisinde olan bir mukallit hiçbir müçtehidin istinbat etmediği bir hükmü söylemiş olduğundan bir anlamda içtihat etmiş olur. İçtihada ehil olmayanın içtihat etmesi ise haramdır.

Mesela abdestli bir kimse bir yeri kanadığında Şâfiî mezhebini, karşı cinse dokunduğunda Hanefî mezhebini taklid ederek abdestinin bozulmadığını kabul etse, tek bir amel olan abdestte iki mezhebin görüşünü hiçbirine göre caiz olmayacak şekilde bir araya getirmiş olur. Zira böyle bir abdest Hanefîlere göre elin kanamış olması sebebiyle, Şâfiîlere göre de karşı cinse dokunulmuş olması sebebiyle caiz değildir.

Yine bir başka örnekle açıklarsak, Örneğin Hanefî mezhebinde bâliğa olan bir kadın ile nikah akdinin sıhhatinde, velisinin izni şart değil iken diğer mezheplerde nikah akdinin sahih olabilmesi için velisinin izni şarttır. Mâlikî mezhebinde akit esnasında şahitlerin hazır bulunması şart değil iken diğer mezheplerde şarttır. Şâfiî mezhebinde nikah esnasında mehrin tesmiyesi şart değil iken Mâlikî mezhebinde şarttır. Bir erkek ile bir kadın bu üç mezhebin kendi işlerine gelen hükümlerini alarak, velinin izni olmaksızın, şahitsiz ve mehir belirtilmeden nikah akdi yapacak olsalar, bu üç mezhebin birbirine zıt olan hükümlerini bir akitte cem’ etmiş olurlarsa icmaya muhalif olan telfik meydana gelmiş olur.

İslam’ın ilk dönemlerinde telfîk kavramı bilinmese de aslında insanlar, İslam’ın ilk döneminden itibaren ibadet hayatlarında bu kavrama bazen bilinçli bazen de bilinçsizce başvurmuşlardır. IV. Asırdan itibaren İçtihadın, yerini neredeyse tamamen taklide bırakmasıyla beraber insanlar, artık ibadet hayatlarında bütünüyle taklide bazen de telfîke yöneldiler. Ve bu hal günümüzde hala devam etmektedir.

Teflik konusunda alimlerin her dönemde konuyu tartıştıkları ve zaman zaman bilimsel çatışmalara sebep verecek açıklamalar yaptıkları bilinmektedir. Bir kısım alimler Telfik dini oyuncak haline getirmektir dese de bir kısım alimlerin İhtiyaç halinde yapılan telfikte, dinin oyuncak haline getirilmesi söz konusu değildir. Bunun için kasıtlı davranmak gerekir dediği bilinmektedir.

Ne var ki, telfik yapmak doğru değildir. Müctehidlerin farklı ictihadları rahmettir. Tek hüküm rahmet olsaydı Peygamber efendimiz bunu bildirir, yetkili âlimlere ictihadı yasaklardı
Günümüzde başta Diyanet İşleri Başkanlığı din işleri kurulu üyeleri de zaman zaman insanlarra çıkış yolu olarak tekfir yolunu cazi görmeye başlamıştır ki bu da tehlike demektir. Mezhep taklidi mümkün olduğunca içinden çıkılmaz bir durum olduğu zaman yapılmalı ve bunu alışkanlık haline getirmemelidir. Herkes kendi mezhebi içerisinde çıkış yolu aramalıdır. Kendi mezhep alimlerine sorup gereğini yapmalıdır.

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor