DiniErk






Ayasofya'nın ibadete açılması için 26 yıl mücadele eden İsmail Kandemir,
Ayasofya'nın müzeden camiye dönüştürülmesi için 26 yıl önce başlattığı mücadeleyi kazanarak Ayasofya'nın ibadete açılmasının önünü açan Bursalı matematik öğretmeni İsmail Kandemir
Ayasofya'nın müzeden camiye dönüştürülmesi için Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı'ndan gerekli evrakı alıp, 15 yıl önce mahkemeye sunan Kandemir, Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği'ni kurarak, Ayasofya için ilk kez 2005'te Danıştay'da dava açtı. Kandemir, açtığı davada, Ayasofya'nın camiden müzeye çevrilmesine ilişkin 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istedi. Ancak o dönemde talep reddedildi. Kandemir, kurduğu resmi dernek çerçevesinde adli süreci sürdürdü.
Kandemir, Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği üzerinden, Ayasofya'nın camiden müzeye çevrilmesine ilişkin 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle 2016'da yeniden Danıştay'da dava açtı. Dernek, kararda bulunan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ait imzanın sahte olduğunu ileri sürdü.
Danıştay 10'uncu Dairesi'nde, geçen hafta 2 Temmuz'da görülen duruşmada, kararın 15 gün içinde açıklanması kararlaştırıldı. Bugün kararını açıklayan Danıştay 10'uncu Dairesi, Ayasofya'yı müze yapan 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal ederek, ibadete açılması önündeki engeli kaldırdı.
Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştay 10. Dairesinde dava açan Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği Başkanı İsmail Kandemir, "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi"nde 86 yıl aradan sonra namaz kılmanın haklı heyecanını yaşıyor
Kandemir mücadelesi ile ilgili şu anekdetu paylaşıyor
"1966 yılında Ayasofya'ya gitmek için 3 gün yol giderdik. Bu bir kızıl elma. Bana, 'Dava açmanız için dernek kurmanız lazım.' dediler. Derneği kurduk, davayı açtık. Uzun yıllar çalıştık ve kazandık. Kalbim pıt pıt atıyor. O kadar heyecanlıyım ki görmek ve onu yaşamak istiyorum. Bu anlatılamaz bir duygu. Torunlarımı da yanıma aldım. Onlar da bu anı yaşasın, hissetsin istiyorum. Torunum bana bir gün, 'Dava açacaksın ve kazanacaksın.' demişti. Şimdi de kazandık. Bu beni çok duygulandırdı. Babadan oğla geçen bir hastalık bu, vatan aşkı. Dedem Kurtuluş Savaşı'nda, babam İnönü Savaşı'nda ve amcam Sakarya Savaşı'nda mücadele etmiş. Bu Orta Asya'dan gelen bir aşk. Hiç değişmeyecek bitmeyecek bir aşk."


Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor