DiniErk







Kışın "zemherir" dediğimiz "cehennem soğukları"nın bir diğer durumu da yaz aylarında yaşadığımız ve genellikle "cehennem sıcakları" dediğimiz dönemlerdir.

Bugünlerde medyada sıkça duyduğumuz yada duyacağımız "cehennem sıcakları "nedir ? Ya da eskilerin "Eyyam-ı Bahur" ya da İncir Sıcakları, günümüzde ise 'çöl sıcaklıkları', 'Afrika sıcaklıkları', 'cehennem sıcaklıkları' denilen bu sıcakların sebebi nedir. İslami kaynaklarda bu tür sıcakların sebebi ne olarak gösterilmektedir.?

Yurdum insanının, bilhassa Güneydoğu insanı Ağustos ayında sıkça yaşadığı sıcaklara İncir sıcağı der. Bunun nedeni de bu sıcaklıklar ile incirler olgunlaşır, asmalardaki koruklar üzüme dönüşür ve birçok meyve ve sebze mevsimine göre o sıcaklarda olgunlaşmaya başlar. Yani sıcağın faydası ülkemizde incir ve üzümlere, OrtaAsya'da ise hurmaların olgunlaşması için gerekli bir hava olayıdır.

Tabi, bir çok üreticinin de sıcakların yerine havaların yağmasını istemesi de malumdur. Ne var ki yazın bu en sıcak günlerinden bunalanlar, uyuyamayanlar da yok değildir.

Pek çok kaynakta Eyyam-ı Bahur, olarak adlandırılan ve ülkemizde yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerine verilen Arapça kökenli bu sözcüğün kaynağı olarak şunlar anlatılır

"Eski bir inanışa göre, bu sıcak günlerin Büyük Köpek Takımyıldızı'nda bulunan Sirius çift yıldızıyla bir bağlantısı vardı. Antik Yunan ve Antik Roma kültürlerinde de yaygın olan bu inanış nedeniyle bu günler Latince diēs caniculārēs olarak anılmaktaydı. Çağdaş Avrupa dillerinde bu terimden türeyen adlar hâlen kullanılmaktadır. (İngilizce: Dogdays, Almanca: Hundstage gibi...) Türkçe'de kullanılan eyyam-ı bahur terimi kullanılırlığını büyük ölçüde yitirmiş olup, bunun yerine cehennem sıcakları, Afrika sıcakları gibi terimler kullanılmaktadır.
Romalılar, eyyam-ı bahur günlerini diēs caniculārēs olarak adlandırır ve Sirius yıldızıyla sıcak havaları ilişkilendirirlerdi. Sirius'un içinde bulunduğu Büyük Köpek Takımyıldızı'ndan dolayı da Sirius'a da Köpek Yıldızı diyorlardı. Sirius'un görüldüğü tarihlerde kahverengi köpekler kurban ederek Sirius'u hoşnut etmeye çalışırlardı. Antik Roma kültüründe eyyam-ı bahur günleri 24 Temmuz-24 Ağustos günleri olarak kabul edilirdi. Bu tarihler Alman, Fransız ve İtayan kültürlerinde geçerlidir. Türk kültüründe bu tarih temmuz sonuyla ağustos ortaları arasında günler olarak kabul edilmektedir."

Ve saire, vesaire.. Bilimsel açıklamalarda böylesine anekdotlar konulmuş. Ve her yaz bu bilgiler temcit pilavı gibi halka medya aracılığı ile hatırlatılır. Bir de doktorlar kışın soğukların yaptıkları tavsiyeler gibi önerileri de yazın bu sıcaklardan şu açıklamalrı yapar.

"Eyyam-ı bahur günleri kalp ve göğüs hastalıkları olanlar için riskli dönemlerdir. Kişilerde aşırı stres ve asabiyet görülebilir. Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve hasta olanların olumsuz etkilenme riski yüksek." Ormancılar "Orman yangınları başlayabilir." derken bu sıcaklar nedeniyle şu açıklamaları da duyarız "Enerji hattı kablolarının esnemesi, yol malzemelerinin erimesi ya da demir yollarında rayların genleşmesi gibi nedenlerle can ve mal kaybına neden olan kazalar yaşanabilir. " gibi..

Peki, İslami kaynaklarda bu sıcak günler hakkında nelere yer verilmiştir. Peygamber efendimizin bize naklettiği bilgiler var mıdır. Bu sıcaklarda yapılması gereken dualar bulunmakta mıdır ?

Aşırı sıcaklar hakkında peygamber efendimizin (aleyhisselam ) hadisi şeriflerine,  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi adlı yayınlarının ikinci cildinin 476. ve 477. sayfalarında, 321 sayılı hadis şeklinde yer aldığını görüyoruz. .
“Sıcak şiddetlendiği vakitte salât (-i Zühru) (namaz kılmayı) serinliğe bırakınız. Zirâ sıcağın şiddeti Cehennem’in kaynamasındandır. Nar (-i Cehennem) Rabbine (şikâyette bulundu, ve): -‘Yâ Rab, beni ben yiyorum. (izin ver)’- dedi. Allâhu Teâlâ da iki def’a nefes almasına izin verdi. Nefesin biri kışın, diğeri yazın. En çok ma’rûz olduğumuz sıcak ile sizi en ziyâde üşüten zemherir (işte budur)”

Ya da buna benzer bir şekilde (Buharî, Mevakît, 9; Müslim, Mesacid, 185, 186, 187)de şöyle denildiği belirtilir.
“Sıcak (öğle vakti) şiddetlendiği zaman, onu namazla serinletin. Muhakkak ki, sıcaklığın şiddeti, cehennemin nefes almasından ileri gelir. Öyle ki, cehennem ateşi Rabbine ‘Ya Rabbi! Bir kısmım bir kısmımı yedi.’ diyerek şikâyette bulundu. Bunun üzerine Allah, nefesin biri kışta, biri de yazda olmak üzere (yılda) iki nefes almasına izin verdi. İşte sizin gördüğünüz en şiddetli sıcak ve en şiddetli zemherir/soğuk bundan (bu iki nefesten meydana gelmekte)dır.”

Buhari’nin Ebu Hüreyre’den rivayet ettiği ve konu başlığı olarak "Yazın Sıcağında Öğle Namazını Serine Bırakmak"la ilgili hadisi şerifte de şunlar nakledilir.
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Sıcak şiddetlendiği vakit Öğle namazını serinliğe bırakınız! Zira sıcağın şiddeti Cehennem’in kaynamasındandır. Cehennem, Rabbine şikâyette bulunarak:
«–Yâ Rabbî, bir kısmım bir kısmımı yiyor!» dedi.
Allah Teâlâ da iki defa nefes almasına izin verdi. Nefesin biri kışın, diğeri yazındır. En çok marûz olduğunuz sıcak ile sizi en ziyâde üşüten zemherîr (işte budur).” (Buhârî, Mevâkitu’s-Salât, 9)
Bu hadisi,şerfilerden yola çıkarak ulema "Cehennem şiddetli bir şekilde kaynadığı zamanlar sıcak mevsim olur. Fakat böyle zamanlarda Cehennem kendisini nefes alamayacak kadar sıkıntıda hisseder; kendi kendisini yiyerek eritiyormuş gibi olur ve bu nedenle Allah’dan, nefes almak için izin ister. Allah c.c. da ona iki kez nefes alması için izin verir. Bu izin sayesinde Cehennem iki kez nefes alır; ve işte nefes aldığı zaman yeryüzünde aşırı soğuklar veya aşırı sıcaklar başlar! demiştir.

Bunlardan anlaşılıyor ki, sürekli ateş ve otelşin etkisiyle sıcaklık yaratan Güneş'in kaynağını nereden aldığını bilemeyen alimler kendilerince bir takım maddelerden söz etse de, cehennemin varlığını ve hali hazırda harıl harıl yandığını, soığukların olduğunu bize Allahu Teala bir şekilde bildiriyor.Anlayan anlar anlamayana davul zurna az geliyor. Ancak ne olursa olsun, Cehennemin çok perdelerden geçmiş gölgesinin gölgesi hükmünde olan ve ileride büyük cehennemi oluşturacak etkenlerden yalnızca biri olan güneş ve ona bağlı yaz sıcaklarından şikayetçi oluyoruz. Efendimizin (asm) Hadis-i Şerif’te  “muhakkak ki yaz sıcağının şiddeti cehennem sıcağındandır” buyurduğu bu sıcaklardan rahatsız oluyorsak, günahlarımız ve tövbe etmezsek günahlarımızın neticesi olacak cehenneme düşeceğimiz ihtimalini düşünmemiz ve bundan rahatsız olmamız gerekmez mi ?

O halde Allah'ın emir ve yasaklarına riayet etmekte acele edelim. Ve şu dua ile yazımızı bitirelim.

“Allahım aşırı sıcaklardan bizleri koru, zarar gören kullarına yardım eyle. Aşırı sıcaklardan hasta olan, susuz kalan, mağdur olan Müslümanlara huzur ve saadetler nasip eyle Yarabbi. sıcakta çalışan kardeşlerimize güç kuvvet ver Yarabbi. Bu sıcakların şerrinden kurtulmak için senden yardım diliyoruz. Bu sıkıntıdan koru Yarabbi. Allahım milletimizi sıcaktan koru, tez zamanda serinlik ver. Yaşlılarımıza, hasta olanlarımıza sıcak havanın etkisini gösterme.”

Derleme : Erol Kara - 30.07.2020


Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor