DiniErk






Abdullah bin Ömer (r.a) şöyle buyurur:
“Rasûlullah (s.a.v) zamanında (Hicâb Âyetleri nâzil olmadan evvel) erkeklerle kadınlar birlikte (bir kap içinden) abdest alırlardı.” (Buhârî, Vudû’, 43)
Şerh:
Hicâb, yani örtünmeyi, tesettürü, erkeklerle kadınların mahremiyete dikkat etmelerini emreden âyet-i kerimeler nâzil olduktan sonra erkek ile birlikte abdest almanın cevâzı, yalnız eşler ve mahrem olan yakın akrabalara mahsus kalmıştır.
İslâm’ın hükümleri tedricen, kademe kademe inmiştir. Bu hükümlerden daima en sonuncuya itibar edilir. Nitekim ilk zamanlar kadınlarla erkekler Mescid’in kapılarını da ortak kullanıyorlardı. Daha sonra Efendimiz (s.a.v) kadınların kapısını ayırdılar.
Nâfî’den rivâyete göre Rasûlullah (s.a.v) Mescid’in bir kapısı hakkında:
“Bu kapıyı kadınlara ayırsak!” buyurmuşlardı. İbn-i Ömer (r.a), ölünceye kadar bir daha o kapıdan hiç girmedi. (Ebû Dâvûd, Salât, 53/571)

Kadın nâmahrem erkeklerin yanında, kendisine nikâhı düşebilecek erkeklerin görebileceği yerde, başını, kollarını ve bacağını açamaz; aynı zamanda onların yanında abdest de alamaz. Bunun için tenha, mutena, sakin ve kimseye görünmeyecek bir mekânda abdestini alır.
Kadın avret olmayan el, ayak, yüz v.s. gibi azaları abdest alma yerinde yıkayıp kollarını göstermeyecek şekilde başka bir yerde yıkayabilir. Başka bir hanım veya mahremi olan bir erkek kollarının görünmemesi için önlem alabilir.
Başkalarının kadının saçını görme durumu gibi, bir zaruret olur, kadının da başörtüsü altına rahat su geçirecek derecede ince olursa, başörtüsü üzerine meshetmek caiz olur.
Abdest alan bir kadının başının açılması onun abdestini bozmaz.

Abdest alması gereken bir kadının yanında erkekler varsa ve onların avret yerlerini göremeyeceği şekilde abdest almak da mümkün değilse kadın abdestini almalı mı, yoksa namazını kazaya mı bırakmalıdır?

Bilindiği gibi namaz, Terkedilmesi ve -geciktirmeyi caiz kılan meşru bir mazeret bulunmaksızın- vaktinde eda edilmeyip kazaya bırakılması, en büyük günahlardan biridir.
Abdestsiz namaz kılınamaz. Namazın şartlarından biri de hadesten (abdesti veya guslü gerektiren hallerden temiz bulunmak) taharettir. Bu bulunmadıkça namaz geçerli olmaz.
Bu itibarla, namazını evinin dışında kılmak zorunda kalan bir kadının, tedbirini alarak abdestli çıkmaya çalışması, abdest alacak müsait bir yer araması, bulamazsa da mümkün olduğunca avret yerlerini koruyarak abdestini alıp namazını kılması ve kazaya bırakmaması gerekir.

Kaynaklar
Kuran ve Sünnet Yolunda
Sorularla İslamiyet

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor

Sponsor