DiniErk





Galataport çalışmalarıyla gündeme gelen ve Beyoğlu yakasının ilk en büyük selatin camilerinden olan Nusretiye Camiinin bilinmeyenleri ...
  • Nusretiye Cami, İstanbul’un Galata’yı çeviren surların kuzey tarafına açılan bir kapısının karşısında yer alan cami tarihî İstanbul’un sınırları dışında inşa edilen büyük ibadet yerlerinden biri. Oysa bu yakada ilk yapılan cami Karaköy'deki.Arap camidir.
  • Sultan II. Mahmut, saltanat kayığı ile Tophane İskelesi'ne çıkıp yere serilmiş değerli kumaşların üzerinde at sırtında ilerleyerek camiye gelerek, açılışı yaptığı söylenir..
  • Caminin adı kitâbede Câmi-i Nusret diye gösterilirse de burası halk arasında daha çok Tophane Camii olarak tanınır. Nusret (zafer) adı, II. Mahmud’un yeniçeri teşkilâtını kaldırması münasebetiyle verilmiştir. 
  • Açılış töreninde topçu birliklerini selamlayıp yeniçerileri selamlamadığı görülen II. Mahmut’un birkaç ay sonra yeniçeri ocağını kaldırması üzerine yeniçerilere karşı kazandığı zaferin anısına camiye “Nusretiye” denilmeye başlandığı da söylenir
  • Bir çok kaynakta bu şekilde isim verildiği söylense de Dursun Aslan'ın araştırma yazısında "Nusret adının “zafer” anlamında kullanıldığı “Allah’ın yardımı” ya da “kurtuluş” anlamında kullanıldığını düşünülmekte, Her şeyden önce kışlanın yanan camisinden (Arabacılar Camisi) kaynaklı bir ihtiyaç ortaya çıktığı için bir cami inşa edilmeliydi. Tophane yangınının çok büyük hasarlara yol açtığını düşünülmekte, yangınlarıyla ünlü İstanbul’un bundan daha vahim neticeler yaşamamış olması “Allah’ın yardımı” olarak görülemez miydi, denilmektedir.

  • Nusretiye Camii’nin mimarı, Ermeni Balyan ailesinin ilk kuşağından Meremetçi Bali Kalfa 'nın oğlu Krikor Amira Balyan'dır
  • Yapı ile ilgili araştırmalarda ve yayınlarda mimarının Krikor Amira Balyan olduğuna işaret edilmekle birlikte mimarın Abdülhalim Bey olduğu da düşünülmektedir 
  • Bir başka görüşe göre; Balyan’ın karıştığı, Gregoryen ve Katolik Ermeniler arasındaki ihtilaflı olaylar yüzünden 1822 yılında Kayseri’ye sürgüne gönderildiğini, dolayısıyla yapının planlanma aşamasında Payitaht’ta olmadığını belirten kaynaklar, yapının mimarlığını o dönemde başmimar olan Mehmet Rasim Ağa’nın üstlendiğini aktarmaktadır
  • Nuruosmaniye Camii’nde olduğu gibi kıble tarafında üzeri yarım kubbe ile örtülü olan, dışarıya taşkın beş kenarlı bir çıkıntı içine mihraba sahiptir
  • Caminin içinde ve dışında çok zengin bir süsleme bulunmakla beraber bunların arasında Türk motiflerinden hiçbir şey yoktur. Caminin bütününde Avrupa’nın barok ve empire üslûplarının karma bir şekilde uygulandığı görülür. Türk geleneklerini yaşatan tek süsleme, hattat Mustafa Râkım ve Mehmed Hâşim ile Recâi Şâkir efendilerin eserleri olan yazılardır.
  • Cami aşırı derecede ince ve uzun minarelere sahiptir. Minare iki kez yapılmıştır. Nusretiye Camii’nin açıldığı 8 Nisan 1826 günü gerçekleşen törene II. Mahmud deniz yoluyla gelmiş, kubbenin mahyaları örttüğünü fark etmişti. Bunun üzerine 14 Mayıs 1826’da minareler alt şereflere kadar yıktırıldı ve üst şerefeler daha yükseğe aldırılarak baştan yapıldı.
  • Değişik üslûba sahip şadırvan külâhının tepesinde güneş ışınları biçiminde başka hiçbir şadırvanda olmayan bir alem bulunuyordu. 1855-1860 yıllarına doğru çekilen bir fotoğrafta görülen bu alem bugün yerinde yoktur.
  • Caminin mimarisi ve dış süslemesine uygun biçimde tam önüne II. Abdülhamid tarafından 1901’de İtalyan mimarı Raimondo d’Aronco’ya yaptırılan çeşme 1956’da yerinden sökülerek Maçka’da İstanbul Teknik Üniversitesi binasının karşısında kurulmuştur.
  • Nusretiye Camii ilk yapıldığında etrafını pencereli yüksek bir avlu duvarının çevirdiği ve bu avluya büyük kapılardan geçildiği 1855 yılında çekilen fotoğraflardan anlaşılır. Sultan Abdülaziz döneminde caddenin düzenlenmesi sırasında bunlar şimdiki yerlerine kaldırılmış, avlu duvarı yıktırılarak yerine üzerinde dökme demir bir parmaklığın bulunduğu alçak bir duvar yapıldı. Bu duvar 1956 yılında kaldırılırken dökme demir parmaklıklar eserin orijinal parmaklıkları sanılarak buradan sökülmüş ve Sultan Mahmut Türbesi’nin yan duvarı üzerine takılmıştır.
  • İstanbul’un kıyı şeridinde devam eden Galataport inşaatı, İstanbul silüetini ve haliyle Nusretiye Caminin denizden olan görünümünü de tehdit ediyor! Uzun süredir devam eden ve son günlerde yükselmeye başlayan inşaat denizden görülebilen Nusretiye Camii’nin görünümünü yok ederken bölgenin silüetini de değiştiriyor.
  • Galataport'un Nusretiye Caminin kapatması bu caminin ilk kaderi değildir, 1910 senesinde sahil şeridine gümrük antrepoları inşa edilmişi ve Boğaz cephesinden Nusretiye Camisi’nin konumu değişmişti.

KAYNAKLAR :
DİYANET İSLAM ANSİKLOPEDİSİ
WİKİPEDİA
TARİHSEL KONUMU ve MİMARİSİYLE NUSRETİYE CAMİİ * Dursun ARSLAN

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor