DiniErk






“Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” (Müslim, Radâ, 61)

“Erkeğin suhûlet ve ünsiyetle, hanımının yanında çocuk gibi olması gerekir, toplum içinde yine erkek olsun.” Hz.Ömer

‘’Bîzârim ümidime kurulan her tuzaktan’’

Eve girdiğinde yüksek teknoloji ürünü ve dijital telefonları bir kenara bırakabilen eşler, TV’ye de hipnozlanmıyorsa huzur o eve giriyor demektir.

Vaktinde uyuyan ve gece internete daha az vakit ayıran erkeklerin mutlu bir aile hayatları olur.

Evli bir bayanın mutluluk reçetesi: Çeşitli giysileri olsun. Mutfakta rahatça istediğini hazırlayabilsin. Ayda bir çiçek al. Vaktinde uyu. Evine işini getirme. Kabalaşma.

Erkeğin maymun iştahlı olmaması lazım. Fakat eşinizi mutlu etmek yine de sizin elinizde.

Bazen köyden bir kız ile evlenirsin.. bir fistan ve bir kumaş alırsında bir ay mutlu olur.

Bazen üst tabaka şehirli ve zengin birisi ile evlenirsin.. ne çiçek fayda eder ne de pırlanta.

Acizane bu zamana kadar anladığım şey ailede eşlerin birbirine empati yapmakta zorlandığı meselesidir..

Empati sorunu kadının, kocasının neden kıskanç olduğunu anlamasını zorlaştırıyor.

Empatizede bir koca, karısının masum ve haklı isteklerini yerine getirdiğinde ki mutluluğu bilemez.

Eşler, küfuv (denk) olmalı. Aynı ülkeden olması kadar sizinle aynı görüşten olması da çok mühimdir..

‘’Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani, birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimi, diyanet noktasındadır.’’

Bediüzzaman’ın Hanımlar Rehberi zannımca bazı kadınlara okuması çok zor geliyor. Mütesettire ve günümüzde nur talebesi dediğimiz bayanların, erkeklerden daha çok Bediüzzaman’ın erkek ve kadının yaratılış kodlarına dair (fıtrat) okumalarından bigane kaldığını, bazende çok umarsamadıklarını düşünüyorum.. Misal olarak :

‘’Hem kadınlarda ecnebî erkeklere karşı, fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten, tesettürü iktiza ediyor.’’

‘’Evet, bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır. Madem hayat-ı ebediyede dahi kocasına refika-i hayattır; elbette, ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı, başkasının nazarını kendi mehâsinine celb etmemek ve onu darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir. ‘’

‘’Madem mü’min olan kocası, sırr-ı imana binaen, onunla alâkası hayat-ı dünyeviyeye münhasır ve yalnız hayvânî ve güzellik vaktine mahsus, muvakkat bir muhabbet değil, belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat noktasında esaslı ve ciddî bir muhabbetle, bir hürmetle alâkadardır.’’

Erkeğin hanımını davetine karşın onun icabet etmemesine ve meleklerin lanetine hedef olmasına aldırmaması ve üstüne bintürlü nefis oyunlarıyla kendi içinden fetvalar ürettiğini düşünüyorum…

Bir kadın, kocası geldiğinde güleryüzle onu karşılamalı ve giderken onu mutlaka uğurlamalı.

Bir koca, eve gelmeden yarım saat önce geleceğini haber vermeli ki kadını ona göre hazırlanmalı..

Bir koca, eve girerken somurtkan olmamalı.. dertli olabilir,üzgün olabilir,kederli olabilir ama bunları sadece eşi ile paylaşmalı birebir görüşmeli.

Nur sûresi 61. âyet-i kerîme:

“Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından bereket ve güzel bir sağlık dileği olarak kendi (ev halkınıza kimse yoksa kendi kendi)nize selam verin.”

Evin babası hasta ise kendisine eşi tarafından yapılan ilgi alakadan çok haz alır. Hanımların hasta olduklarında kocalarının muamelelerine çok dikkat etmelerini tavsiye ederim. Sürekli ilgi gösteriyorsa ne mutlu size. Ama unutmayın ki aşırı ilgi bekleme bazen yorar karşı tarafı. Empatizede kadın bu durumda çok ezer kocasını. Nefes aldırmaz.

Bir kadın salonda uyuyakalmışta kocası üstünü örtmüşse bu o kadını mutlu etmelidir esasen.

Eve girdiğinde çocukların ”Baba Baba Baba!!” diye sevinçten bağırıyor ve ayağına sarılıyorsa o evde o baba seviliyor demektir.

Baba, evin ekonomik yükünü yüklenir, koruyucudur, sözü dinlenilir… Dışarıda işinde gücünde evinde ise çocuklarının bir binek olarak üstüne bindiği adamdır Baba.

Eşinize kızgın, kırgın, sinirli iseniz hatta şeytan da bastırıyor ve aranızı açmaya çalışıyorsa eski albümlerdeki fotoğraflarınızı karıştırın.. önceki yıllara ait aile fotoğraflarınıza ve mutlu anlarınıza göz atın. Ve namazlarda çok dua edin.

”Ya rabbi eşimle muhabbetimi arttır. Muhabbet ilgi ve alakamızı perçinle. Şeytanların ailelerimizi bozmasına izin verme” demeli.

Bir gün Resûlullah efendimiz aleyhisselam muhacir ve ensarın teşkil ettiği bir topluluk önünde ganimetleri taksim ederken eşi Zeynep Bint Cahş söze karıştı. Hz Ömer onu azarladı. Peygamberimiz: “Ömer onunla uğraşma. O evvâhe (yumuşak huylu, yufka yürekli ve çok dua eden)dir” dedi.

Sosyal medyada, internette ailelerimizin, eşimizin minik çocuklarımızın fotoğraflarının yayınlanmasının da birçok açıdan mahsurlu olduğunu düşünüyorum. Kocanız bundan rahatsızsa onu imtihan etmeyin.

Bir erkeğin en zorlandığı ve hatta intiharı düşündüğü zamanlar, eşinin sürekli maddi isteklerle ve doyumsuz bir şekilde dırdırlarına muhatap olduğu ve elinden, cebinden birşeyler gelmediği anlardır…

Bir erkeği yıkmak mahvetmek istiyorsanız ona ”korkak, sen de adam mısın? işe yaramaz!” gibi onurunu zedeleyici hakaretlerde bulunmanız yeterlidir…

Bugün metafizik güçlerle aileleri bozmak isteyenlerin türlü türlü çok oyunları var. Eşinizin nereye oturmaya gittiği kimlerle görüştüğü çok mühimdir.

Eşler ne sevgilerini ne de özürlerini susarak yöneltmeli karşı tarafa. Sevdiğini de söylemeli, özrünü de. Özür dilemek büyük erdemdir. Sevdiğini söylemek en güzel sevgi mesajıdır. Kalpten gelmeyen sevgi kelimelerini samimiyetsiz bulabilirsiniz ama şunu unutmamalı ki bir insana ”40 gün delisin delisin” dersen deli olur.. Eşinize her daim sevdiğinizi söyleyin..

Bir koca, anne babasına hürmet eden, onları seven ve evinde isteyen eşini daha çok sever. Bir kadın kendi anne babasını kocasının aramasından çok mutlu olur.

Eşinizin anne babasını çocuklara bakacağından dolayı değil gerçekten sevmelisiniz… dualarını almak çok mühimdir..

Eşinize sarıldığınızda, minik kızınız sizi uzaktan tebessüm ederek sevinç içinde izliyorsa işte bu tablo cennet köşesinden bir karedir.. Şeytanları kahreder.. Melekleri ise şad eder..

Ahir zamanda şeytanın en büyük oyunu aileler üzerinde cereyan ediyor ve edecek.

Vücuttaki kanserli hücre gibidir bozulmak istenen aile hücresi. Sevgisiz, nursuz, muhabbetsiz aile hücrelerinden oluşacak nesiller, geleceğimize zift dökecek olanlardır… Hafizanallah.

Salih Reşitzade

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor

Sponsor