DiniErk






Cahiliye dönemi diye adlandırılan zaman içerisinde Arap coğrafyasında içinde ibadet etmek amacıyla bir ibadethanenin olmadığı ve sadece bazı dini ritüelleri yapmak için insanların Mekke'de Kabe etrafında toplandıklarını biliyoruz. Bunun dışında diğer şehirlerde belli bir alanın olup olmadığına dair yeterli bilgi yoksa da Hristiyan ve Musevilerin kendilerince tapındıkları yerler olduğu malumunuzduır.
İslâm tarihinde bir dönüm noktası olan Resûl-i Ekrem’in (sav) Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra gerçekleştirilen ilk faaliyetlerden biri Mescid-i Nebevî’nin (Mescid-i Nebî) inşasıdır. Bizzat Hz. Peygamber tarafından yaptırılan iki mescidden biri olan (diğeri Kubâ) Mescid-i Nebevî’nin adı Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan geçmemekle birlikte “ilk günden takvâ üzerine kurulan mescid” ifadesiyle (et-Tevbe 9/108) Mescid-i Nebevî veya Mescid-i Kubâ’nın kastedildiği rivayet edilmektedir
Böyle bir mâbedi ilk olarak Hz. Peygamber (sav) Medine’de kendi eliyle çizip bina etmiştir. Bu nedenle Hz. Muhammed, İslâm’ın ilk mimarı kabul edilebilir. Günümüze intikal eden herhangi bir unsuru kalmasa da hadisler sayesinde bu kutlu Mescid’in planını, mimarisini ve işleyişini bütün ayrıntıları ile bilebilecek durumdayız. Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra önemli faaliyetlerinden biri, Mescid-i Nebevi’nin inşası olmuştur. 
Mescid-i Nebevi’nin inşa edildiği alan, hicret sırasında Hz.Muhammed’in üzerinde bulunduğu devenin çöktüğü yerdir. Yapımına 622 yılında, Hz. Muhammed’in temele ilk taşı koymasıyla başlanmış, 623 yılında tamamlanmıştır. Yapı, ilk inşa edildiğinde tek sıra kerpiçten, yaklaşık 1.60 metre kadar yükseklikte çevre duvarı ile kuşatılmış, üzeri açık 1022 metrekare bir alana sahiptir.
Buna göre, Kıble yönünün Kudüs olduğu bu ilk dönemde, yapıya doğu, batı ve güney yönde olmak üzere 3 kapıdan girilmekteydi Bu kapıların adı batıda Babürrahme, doğuda Babücibril ve güneyde Babülcenubî  idi ve ortada üstü açık bir avlu, kuzey duvarı boyunca kapalı bir kısımdan oluşuyordu. Bu kapalı mekan, İslam mimarisindeki ilk sahın örneklerindendir.  Daha sonra güney yönde başka bir kapalı mekan inşa edilmiştir. Bu kapalı kısma, suffe denilmekte olup burada yoksul muhacirler kalmaktaydı.
Bu ilk camide minber ile avlunun ortasında kuyu ve doğu ve güney tarafında da Hz. Muhammed ve eşlerine ait odalar bulunmaktaydı. Bu odalar, önceleri iki iken sonra dokuza kadar çıkmıştır. Kıble istikameti, Kudüs’ten Mekke’ye çevrilince, Mescidi Nebevi’nin planı da değişmiştir. Kuzey duvarı boyunca yer alan kapalı kısım güneye; güneyde yer alan suffe de kuzeye alınmıştır. Minare, ilk dönemlerde kullanılmamıştır.
Hz. Muhammed’in hutbeyi ilk zamanlar ayakta okuduğunu gören Müslümanlar onun için bir kürsü yaptırdılar. İslâm’ın daha ilk camiindeki üç basamaklı bu ilk minberi bir Müslüman’ın değil de Bakuk adındaki zımmî bir kölenin yapması, işin ehline verilmesini buyuran İslâmî 
kurala gayet uygundur. Böylece bu emir sözde kalmayıp daha ilk günden uygulama ile hayatiyet kazanmıştır. Mescid-i Nebevî'de kadınlar için ayrı bir bölüm (mahfil) de mevcut değildi. Çeşitli hadislerden anladığımıza göre, kadınlar erkeklerin arkasında bir yerde saf tutuyorlar; namaz biter bitmez de erkeklerden önce mescidi terk ediyorlardı.
Mescid-i Nebevî'den başka Medine'de sekiz tane daha mescid bulunmaktaydı. Fakat bu mescidlerde yalnızca vakit namazları kılınıyor, Cuma namazı Peygamber’in önderliğinde bu büyük camide eda ediliyordu. Bayram namazları ise daima şehir dışında yeşillik  bir alanda (namazgâhta) kılınmaktaydı.
Peygamber’in evi mescidin doğusunda, kapıları mescidin avlusuna açılan yan yana odalardan ibaretti. Odaların kapılarının doğrudan doğruya avluya açılması, her alanda rehber olan Peygamberimiz’in (sav) bütün hayatını sahâbenin görüp örnek almasını sağlıyordu. Ağaç kıtlığı dolayısıyla evin kapı açıklığı kilim veya kumaştan yapılmış bir perde ile kapatılıyordu.
Böyle bir kültürel zeminde ve özelliklerde kurulan Mescid-i Nebevî, biraz da iklim ve coğrafî konumun benzer olması sebebiyle, bizzat Peygamberimiz’in dinî ve toplumsal hayatta örnekliği gibi, erken devir cami mimarisinin oluşmasında doğrudan doğruya belirleyici 
olmuştur

Kaynaklar

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor