DiniErk




Beddua iki tarafı keskin bıçak gibidir. Boşu yoktur. Ya yapılana gider, ya döner yapana isabet eder! Yapan haklıysa, yapılan gerçekten zulmetmişse, Allah da dilerse yapılana gider. Yapan haksız ise, İlahî adalet işler, döner yapanı bulur.

Kötülük gördüğümüz birisine inayet-i İlahiyeden ceza verilmesini istiyorsak, onun af ve ıslah edilmesini istemek, ona bela okumaktan çok daha hayırlıdır. Çünkü bela okumakla öncelikle dilimiz bedduaya alışır. Adama bela geldiğinde bizim bir kazancımız da olmaz. Bununla beraber, bu beladan onun şahsından başka çoluk çocuğunun ve toplumun da zarar görmesi söz konusu olabilir.

Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki: “Kul, herhangi bir şeye lânet ettiğinde o lânet gökyüzüne çıkar. Semanın kapıları ona kapanır. Sonra yere iner, yeryüzünün kapıları da ona kapanır. Sonra sağa sola bakınır, girecek yer bulamaz da lânet edilen kişiye döner. Eğer gerçekten lânete lâyık ise onda kalır, değilse lânet edene döner.”

Haklı yere, başka bir kimseyi Allah’a havale edenin duası çoğunlukla Allah katında makbul olur. Haksızlık yapan da misliyle ceza çeker. Burada Allah’a yapılan havalenin bir adabı bulunur. Bu yakarış; bağırıp çağırmakla değil, sabır ve sükunet ile yapılır.

İslam’da bedduanın yeri var mı?

Din büyükleri tarafından verilen vaaz ve yayınlanan fetvalarda İslam’da bedduanın yeri olmadığı vurgusu yapılır. Bu konu hakkında Hz. Muhammed, “Ben lanetçi olarak gönderilmedim. Ben ancak rahmet edildim.” buyurur. Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere İslam peygamberi de beddua etmeyi reddeder. Buna göre, İslam inancında din kardeşlerinin birbirlerine yalnızca iyilik doğrultusunda dua edebileceği tembihlenir. Haksız yere bedduadan vazgeçmeyen kimseler de haddini aşmış ve zulüm sahibi olarak nitelendirilir.

Nice anneler, çocukları için biraz düşününce kendilerinin de razı olmayacağı acı sözler söyler ve beddua ederler. Bu çok yanlış bir davranıştır. Çocuğu rencide eder, hem bağlı olduğu dine karşı, hem de kendisine beddua eden annesine karşı iyi duyguları sarsılır. Hele de anne bunu sık sık ve yerli yersiz yapıyorsa... Düstur olarak bilinmesi gereken gerçek şudur: Müslüman lanetçi olamaz. Kötü söz söylemeyi adet haline getiren, kaba davranışlı, itici, küfürbaz birisi de olamaz... Bunlar İslâm ahlâkıyla, Allah Resulü‘nün irşad ettiği sîret ile yan yana gelemez...

 Kötü ana-babanın, suçsuz ve iyi olan çocuğuna yaptığı beddua kabul olmaz. Haksız olarak yapılan beddualar kabul olmaz.

İbni Mübarek hazretleri, çocuğunu şikayet edene, (Çocuğa beddua ettin mi?) dedi. O da, evet deyince, (Çocuğun ahlakını sen bozdun) buyurdu.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

Allah Resulü (sav) çocuklara beddua etmeyi doğru bulmamış ve devesine kızan ve bu sebeple arkasından lanet eden birisini ikaz ettikten sonra şöyle buyurmuştur: "Kendi kendinize beddua etmeyin, çocuklarınıza da beddua etmeyin, mallarınıza da beddua etmeyin. Yapacağınız beddualar, Allah‘tan bir şey istenildiğinde duaların kabul edilip istenilenin verildiği bir saate rast gelmesin" [Müslim]

(Bir babanın duası, ilahi hicaba erişir ve bu hicabı da aşar.) [İbni Mace]

(Ana-babanın çocuğuna ve mazlumun zalime olan bedduaları, red olmaz.) [Tirmizi]

Beddua etmeye alışmamalıdır! Lanet olsun demek, Allah’ın rahmetinden uzak olsun demektir. Lanet etmek, beddua etmek iyi değildir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kendinize, çocuklarınıza ve mallarınıza beddua etmeyiniz! Duaların kabul olduğu bir vakte rastlar da, bedduanız kabul olur.) [Müslim]

(Bir kimse lanet edince, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner.) [Beyheki]

Bizler, beddua yerine hayır duası etmeliyiz, bedduanın negatif enerjisi karşı tarafa olduğu kadar bize de zarar verebilir.

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor