DiniErk






Türk sinemasının son yıllara kadar dine karşı geliştirdiği en yaygın tavır, onu görmezden gelmek olmuştur. İslâm’a ait unsurlar Türk kültüründe önemli bir yer tutmasına karşın, sinemada kendine ait doğal bir temsil bulamamıştır. Ülkemizin sokaklarında birkaç saat dolaşan bir kişinin ezan sesi işitmemesi, bir caminin önünden geçmemesi, günlük hayatta  kullanılan dinî ifadeleri duymaması neredeyse imkânsızdır. Buna rağmen son yıllara kadar çekilen birçok filmde bunlardan herhangi birine rastlanmadığı görülmektedir. 

Bu durumu ünlü yönetmen ve oyuncu Yılmaz Erdoğan şu şekilde ifade etmektedir: “Türkiye’deki bir sette günde beş kez ezan için durursun. “Aziz Allah” dersin, beklersin, çay içersin ama filmde duyulmaz o ezan. Bir yabancı buraya geldiğinde mutlaka bir İstanbul sabahı uyanıyor, ezanı bir çeker. Sen de Batıcı kafalı biri isen ‘bunlar da bizi böyle gösteriyor’ dersin. Yerelliğin bir numaralı şeyi din. Gelişim olarak materyalist bir kampın ağırlığı söz konusu. Buradaki materyalizmin bizdeki karşılığı laikliktir. Bu iş din eşittir yobazlık denklemine kadar gitti. Hepimize yansıyan din deyince gözümüzün önüne Cumhuriyet dönemi filmlerindeki deli, kötü kişiler geldi.

Dine karşı bu görmezden gelme tavrının bir uzantısı olarak Türk sinemasındaki birçok filmde namaz ya da namaza hazırlık (ezan, abdest) beyaz perdeye aksetmemektedir. Konu gereği birçok filmde namaza yer verilmemesi normal karşılanması gereken bir durumken; ezan gibi sosyal hayatın içine nüfuz etmiş bir unsurun filmlerde yer almaması, tek kelimeyle gariptir.

Senaryo gereği namaza yer veren birçok filmde ise çok bariz hatalar göze çarpmaktadır. Namaza hazırlık ya da namazın kılınış şartları ile ilgili hatalara verilebilecek birçok örnek bulunmaktadır.
Bunlardan biri Umut (1970) filminde define avcısı hocanın kıldığı namazdır. Hoca, sabah namazını güneş tam doğarken kılmaktadır. Hâlbuki güneş doğarken, batarken ve tam tepedeyken namaz kılınmaz.
Benzer şekilde Beş Vakit (2006) filminde de güneş doğarken ezan okunmaktadır.
Hacivat-Karagöz Neden Öldürüldü (2006) filminde “Hırsız var!” diye bağırarak yaklaşan insanları duyunca önce imam, ardından da cemaat namazı bırakarak koşturmaya başlamaktadır. Hâlbuki fıkhi kurallar gereği farz namaz, ancak zaruri bir durumda terk edilebilir.
Kara Murat Fatih’in Fermanı (1972) filminde ise Fatih askerleriyle Ayasofya’da cemaatle namaz kılmaktadır. Fakat cemaat namazındaki saf düzeninin aksine askerler arasında önden ve yandan üçer kişilik boşluklar bulunmakta; rükûu da tam olarak eğilmeden yapmaktadırlar.

*****

Son yıllarda ülkemizde çekilen komedi filmlerinde namaz ile birlikte diğer dinî konulara da ilginin arttığı gözlenmektedir. Bazı komedi filmlerinde namaz, komedi malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bunların bir kısmında namazla alay edilmekte ya da namaza uygunsuz bir şekilde yer verilmektedir. Örneğin Vay Başıma Gelenler (2013) filminde karakterler namazı bozacak hareketler yapmaktadır. Uygunsuz bir şekilde bir tam saf yerine arka arkaya iki yarım saf şeklinde kılınan cemaat namazında karakterlerden biri secdede uyumakta diğeri ise onu her seferinde tokat atarak uyandırmaktadır. Vay Başıma Gelenler 2 Buçuk (2014) filminde ise imam yerine sarhoş bir adam cenaze namazını tarif etmekte, cemaat de sarhoşun anlamsız hareketlerini taklit etmektedir. Bir diğer film olan Oflu Hocanın Şifresi (2014) isimli filmde arkadaşlarına şaka yapmak isteyen kişiler, sahte bir cenaze namazı tertip etmekte, bu sırada ağır küfürler edilmektedir. Komedi unsuru olarak kullandığı hâlde namaza uygunsuz şekilde yer vermeyen filmler de bulunmaktadır. Örneğin Düğün Dernek (2013) filmindeki bayram namazı sahnesinde birçok espri yapılmaktadır. Fakat bu esprilerin hiç biri rencide edici ya da uygunsuz nitelikte değildir.
Türk sinemasında namazı hak ettiği şekilde gösteren, maneviyatı ve önemini öne çıkaran filmler de bulunmaktadır. Bunlardan biri Minyeli Abdullah (1989) filmidir. İrtica yaftası ile haksız yere hapse atılan bir Müslümanın hayatının konu edildiği filmde baş karakter Abdullah, işkence görmesine, namaz kılmak için uygun  şartların az olmasına rağmen namazını huşu içinde kılmaktadır. Hapisten çıktıktan sonra himayesine aldığı çocuğa da ilk olarak namaz kılmasını öğretmektedir. New York’ta Beş Minare (2010) filminde de benzer bir durum söz konusudur. Hacı Gümüş adlı başkarakterin evi terör şüphesiyle FBI tarafından basılır. Bu sırada Hacı Gümüş namaz kılmaktadır ve son oturuştadır. Namazın zorunlu bir sebep olmadıkça bozulamayacağını bilmeyen FBI ajanları, Hacı Gümüş’ün selam vermesini beklemeden ellerini kelepçelemeye başlar. Hacı Gümüş ise o pozisyonda selam vererek namazını tamamlar.Benzer sahnelere farklı ülke sinemalarında da rastlamak mümkündür. Örneğin bir Hollywood yapımı olan Traitor (Hain, 2008) filminde Samir Horn adlı başkarakter terör iddiasıyla  Yemen’de hapse atılır. Zor hapishane şartlarına rağmen huşu içinde namazını kılar. O namaz kılarken hapishane kabadayısının kendisine sataşmasına rağmen namazını bozmaz. Hint sinemasından ise My Name is Khan (Benim Adım Khan, 2010) filmini örnek verebiliriz. Khan, ABD’de yaşayan Hint asıllı bir Müslümandır. Khan’ın üvey oğlu, Müslüman olduğu  gerekçesiyle 11 Eylül Olaylarından sonra bir grup Amerikalı genç tarafından öldürülür. Khan’ın eşi, oğullarının ölümünden dolayı kocasını suçlar. Oğlunun, bir Müslüman ile evlenmemiş olsa cinayete kurban gitmeyeceğini düşünen kadın, Khan’ı ancak ABD başkanına gidip “Benim adım Khan ve ben bir terörist değilim.” demesi karşılığında affedeceğini söyler. 
Khan saf niyetlerle yolculuğa çıkar. Yol boyunca Khan’ın çeşitli durumlarda kıldığı namazlara şahit oluruz. Fakat bunların arasında en etkileyici olanı ıssız bir dinlenme tesisinde kıldığı namazdır. Khan otobüsle seyahat etmektedir ve burada Müslüman bir çiftle karşılaşır. Namaz kılmak isteyince Müslüman çift kendisini uyarır ve orada namaz kılmasının tehlikeli olacağını söyler. Gerçekten de 11 Eylül sonrasında ABD’de Müslüman olmak zorlaşmış, halk  Müslümanlara karşı hassaslaşmıştır. Khan bu teklife itiraz eder. Namaz vaktinin geldiğini ve namazı orada kılması gerektiğini söyler. İnsanların şaşkın bakışları arasında seccadesini kumlara serer ve namazını kılar. 
Son örnek olarak Endonezya sinemasından Ayat Ayat Cinta (Sevgi Ayetleri, 2008) filmini gösterebiliriz. Fahri, Ezher Üniversitesi’nde burslu olarak okuyan, başarılı bir gençtir. Evlenme çağı gelen Fahri, dört bir yandan aşk mektupları, teklifler almaya ve imalarla dolu sözler duymaya başlar. Fahri kendisine gelen aşk mektuplarını şeyhi Osman Talakki’ye vermektedir. Metroda bir tartışma sonucu tanıştığı Ayşe’den hoşlanır ve evlenir. Bunu duyan ve kendisine ilgi duyan Maria hastalanır, Nurul ise aşk mektubuna karşılık  vermeyen Fahri’ye tecavüz iftirasında bulunur. Bu sebeple ceza alan Fahri’yi hapishanede zorlu günler bekler. Bu suçun cezası ise idamdır. Ayşe hamiledir; çocuğunu ve Fahri’yi kurtarmak için Maria’nın şahitlik etmesine ihtiyacı vardır. Bunun için Ayşe, Fahri’yi Maria ile evlenmeye zorlar. Fahri beraat eder ve kovulmuş olduğu El Ezher’e tekrar kabul edilir. Bu arada Maria Müslüman olur. Fakat gizli tutulan hastalığı ortaya çıkar. Sağlık durumu kötü olan Maria, Fahri’den kendisine namaz kıldırmasını ister. Fahri öne geçer ve imam olarak namazı kıldırır. Arkada Ayşe’nin yanında duran Maria ise yatakta uzanmış şekilde namazını ima ile kılmaktadır. Fahri ve Ayşe namazlarını bitirdiklerinde Maria’nın namaz kılarken ruhunu teslim ettiğini anlarlar. Görüldüğü üzere ülkemizde ve dünyada namaz çeşitli vesilelerle filmlerde yer almaktadır.
Bu filmlerde kimi zaman komedi malzemesi yapılmakta ya da uygunsuz bir şekilde sunulmakta, kimi zaman çeşitli hatalarla gösterilmekte kimi zaman da hak ettiği önem verilerek  temsil edilmektedir.
Fakat tespit edebildiğimiz kadarıyla doğrudan namazın hikmeti, kişisel ve toplumsal hayattaki önemi gibi konuları ele alan bir film bulunmamaktadır. Namazla ilgili, Haccı etkili bir şekilde ele alan Le Grand Voyage (Büyük Yolculuk, 2004) benzeri bir filmin yapılmamış olması büyük bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.  

Kaynak : Din ve Hayat Dergisi
Yrd. Doç. Dr. Bilal YORULMAZ
Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski

Sponsor



Sponsor